GELENEKLER

6 - AĞITLAR ÜZERİNE 1

AĞITLAR ÜZERİNE 1
 
   "Ölüm adildir aynı haşmetle vurur şahı, gedayı (fakiri)"
İran Atasözü

   Son bir ay içinde sanki Dünya ölüm etrafında dönüyor. Ne tarafa baksam bir acı bir hüzün. Öyle acılar görüyoruz ki, yeri geliyor kendi acılarımızı unutuyoruz.

   Dün Yargıda Birlik Derneği Yönetim Kurulu olarak İzmir'deki menfur saldırıda şehit düşen Fethi Sekin ve Musa Can'ın ailelerini ve saldırıda yaralananları ziyaret ettik. Yaralarımızın başı yine kanadı.

   Birer kahramanların yakını olmaları, onların acılarını yaşamalarına engel olmuyordu.

   Hal böyle iken 35 yıldan fazla zamandır derlediğim ağıtlarda bir gezinti yapma ihtiyacı duydum. Malumunuz ölenin arkasından söylenen şiirlerdir ağıtlar. Mensubu olduğum Avşar Türkmenleri birçoğu literatüre çıkmış edebi kalitesi çok yüksek ağıtlar söylerler. Bu ağıtları cenazelerde söyledikleri gibi, oda oturmalarında devamlı tekrar ederler. Bu tekrarlar adeta kayıplarının acısı yâd ederek adeta ölümün içselleştirilmesine, kabullenilmesine vesile olur. Gezintide neler mi gördük buyurun birlikte bakalım...

   Ağıtları derlemeye başladığımda duyduğum ve beni can evimden vuran ağıtlardan biri Kayseri Pınarbaşı Büyük Kömarmut Köyünden Bostan'ın Ağıdı idi. Genç yaşta vefat eden Bostan'ın arkasından annesi devamlı surette onun ismini yâd eder ve gece gündüz ağlar imiş, zaman geçmiş anne çok hasta olmuş. Canı derdine düşünce oğlunu günlerce yâd edememiş. Adet üzere yakın bir köydeki cenaze sırasında günlerdir oğlunu yâd etmediğini fark edince (adeta kendini kınarcasına):
 
"Şurada bir gelin ağlar
O da benden dertli imiş
Canım kurban dedim Bostan
Canım senden tatlı imiş"
 
   Pınarbaşı Demircili Köyünden Telli Anşa (Ayşe) o kadar güzel ağıt söylermiş ki, yörede insanın içini ürperten bir söylenti dolaşır. Derler ki Azrail Telli Anşa'nın sesine âşık olmuş da, onun için sık aralıklarla yakınlarından birini alıp ona ağıt söyletir. Telli Anşa kardeşi Telli Ali için:

Hota babam oğlu hota
Yandı bağrım tüte tüte
Bunu yakan kim delerse
Ali’nin bacısı Anşa
 
Yine oğlu Hamza için ise:
 
Gadanı alıyım Hacer
Daha benim yaram acar
Angara’dan aldım geldim
Anca ettim böyle becer
 
   Bazen insanlar kendilerine de ağıt yakarlar. Eşi gurbete giden ve hastalanan bulaşıcı hastalığı olduğu düşüncesiyle kimsenin yaklaşmadığı "Veremli gelin" hayata sitemini:
 
"Gadanı alıyım bacı
Sağ böğrümde gara sancı
Param yok ki satın alam
Cerrah vermiyor ilacı"
 
şeklinde dile getirir.
 
   Dünya ne tatlıdır. İnsanlar işine gelen şeye inanmayı nasıl da tercih eder:
 
"Al atı teştte sulanır
Geri örküne dolanır
Her hekim bir yalan söyler
Can tatlı kulun inanır"
 
   Yine çocuğunu büyütürken yaşadığı zorlukları Habibe isimli kadın oğlu Ali için söylediği ağıdın bir yerinde:
 
"Dana güttüm guzu güttüm
Daşın dibinde uyuttum
Kör olasın gannı Bayram
Ben bunu öğsüz büyüttüm"
 
Şeklinde söyler.
 
   Bazen nedamet göstermek de yetmez. Oğlunu öldürdükten uzun yıllar sonra pişman olup, öldürdüğü şahsın adını oğluna veren kişiye beddua eder. Nitekim Ağıt geleneğinin önemli ritüellerinden biri de ölenin eşyasını saklamaktır. Annesi oğlunun Bir tutam "kakülü"nü saklamıştır. Çıkarır bakar ve:
 
"Hele kekile, kekile
Bir ağla da bir kokula
Öldürmüş adını vurmuş
Evin başına yıkıla"
 
   Köyde yaşayıp da ütülü pantolon giymek ne büyük ayrıcalıktır:
 
"Ütülü pantul giyer de
Ayağanın burnun basar
Camı ört gadan alıyım
Boyraz yeli acı eser"
 
   Bazen de ölenin yaşadığı saltanat adeta tarihe şerh edilir:
 
"Seki yurda evi gonar
Çadır görükmez atlıdan
Babam oğlu Mulla Musa
Gayfaltı verir datlıdan"
 
Ya da:
 
"Altın tastan su içerdik
Göç göçerdik tülüyünen
Bize Halloğlular derler
Uğraşırdık Valiyinen"
 
   Şehitlerin ardından çok ağıt söylenmiştir. Sarıkamış'a dört sağlam oğlunu gönderip de bir özürlü çocuğu ile kalan Sindelli Kara Zala:
 
"Anşa bekâr, Zeynep bekâr
Acemi talime çıkar
Dört oğlum sefer ağzında
Topalım kahrımı çeker"
 
Diye dert yanar adeta...
Bir başka gün devam ederiz...
Bu vesile selam ve saygılarımı sunuyorum.
[Necip TOPUZ]
 
KİTAPLAR
ŞAİRLER