GELENEKLER

1 - OLANAK MESELESİ

OLANAK MESELESİ
(KÖYDEN HİKÂYELER)
 
   Bizim çocukluk yıllarımızda köyümüzün yaşam biçimi hayvancılık üzerine şekillenmişti. Baharla birlikte yaylaya göçülür, sonbaharda "güzleğe" gelinirdi. Geçim hayvancılıktan olunca okul pek cazip gelmemiş olacak ki fazla okuyan yoktu.
 
   Okuyanlar da en çok öğretmen oluyorlardı. Sonraları üniversiteye giden bir kaç kişi de üniversitede sağ-sol olayları yüzünden zorlukla ve gecikerek bitirmişlerdi okulu.
 
   80'li yıllardan önceki bu dönem aynı zamanda bizim köye yabancı "Öztürk’çe" kelimelerin de yayılmaya başladığı döneme denk gelir.
 
   Dolayısıyla üniversiteli olmanın ayırıcı özelliği halktan farklı bir dil kullanmak olarak görüldüğünden olsa gerek, mahalli Avşar ağzı ile konuşan ana ve üniversiteye giden oğulun arasında dil meselesi ortaya çıkmıştı.
 
   İşte böyle, büyük şehirlerden birine okumaya giden ve anasından uzaklaşan bir köylümüz okul tatil olup da köye gelince anası valizi açar bakar ki valizin tümü kirli çamaşırlarla dolu. Şimdiki gibi makine ne gezer; tüm çamaşır elde, tokaçla yıkanacak.
 
Anası bu kadar kirli çamaşıra isyan eder:
 
"-Oğlum bu ne? İnsan 'sırtını' yıkamaz mı? Niye biriktirdin bu kadar?"
 
Entelektüel görünümlü gencimiz cevaplar:
 
"-Anne, biliyorsun çok yoğunum.
 
Okul, siyaset, olaylar... Çamaşır yıkamaya olanak yoktu!"
 
Ana bütün doğallığı ile taşı gediğine koyan soruyu sorar:
 
"-Oğlum olanak yoksa tursil de mi yoktu?"
 
KİTAPLAR
ŞAİRLER