GELENEKLER

18 - BÖYLE RÜSVA OLMASAYDIK CİHANDA

BÖYLE RÜSVA OLMASAYDIK CİHANDA
 
   Derviş Paşa'nın ordusu Kozan'a geldiği zaman Uzun Yayla, Pınarbaşı, Sarız, Haçin (Saimbeyli) ve Feke yöresinin derebeyi Kozanoğlu Yusuf Ağa'dır.

   Yusuf Ağa ile Derviş Paşa'nın anlaşması şöyle olur: Yusuf Ağa önce iki bin beş yüz kuruş aylıkla Maraş'ta ikamete razı olur. Sonra da bundan vazgeçer Sivas'ta ikamet etmek ister. On üç yaşındaki oğlu Ali Bey'in de Mekteb-i Harbiye'de (Harp Okulunda) okutulmasını şart koşar. Paşalar bunu da kabul ederler. Lakin Yusuf Ağa yine de birkaç kez isyan eder. Sonunda bir gece hapis olduğu çadırdan kaçarken vurularak yakalanır. Yaralı yaralı idam edilir.

   Şiir bu olay üzerine söylenmiştir:

N'olaydı da Kozanoğlu'm n'oyladı
Sen ölmeden bana ecel geleydi
Bir çıkımlık canımı da alaydı
Böyle rüsva olmasaydık cihanda
 
Neyledik de Hakk'a büyük söyledik
Ne akılla kahpeleri dinledik
Cahil idik n'ettiğimiz bilmedik
Aciz çıktı bak adımız her yanda
 
Beyim gelir arkasında bin atlı
Cümlesi de sanki kuştur, kanatlı
Ölürsek derdimiz olur (i)ki katlı
Yar yetimi kalır mıydık meydanda
 
Derviş Paşa gayri kına yakınsın
Böbürlensin dört bir yana bakınsın
Emme bizden gece, gündüz sakınsın
Öc alırız ilk fırsatı bulanda
 
Dadaloğlu'm söyler size adını
Şimdiden yok bilsin hasım kendini
Bağlasalar parçalarım bendimi
Yatacağım bilsem bile zindanda


Bir çıkımlık can: Dayanıksız, sağlıksız ve yaşlı kişiler için söylenir. Dadaloğlu'nun son yıllarıdır.
Rüsva olmak: Ayıpları meydana çıkmak.
Yar yetimi kalmak: Sevgilisini kaybetmek.
Kına yakmak: Sevinmek, neşelenmek. Avşarlar üzüntülü, yaslı günlerde kına yakmazlardı.
Böbürlenmek: Öğünerek kubarmak, kurulmak.
Emme: Ama.
Zindan: Hapishane.
KİTAPLAR
ŞAİRLER