GELENEKLER

19 - AŞİRETİN DÖĞÜŞ ETTİ DUYDUN MU

AŞİRETİN DÖĞÜŞ ETTİ DUYDUN MU?
 
   Çukurova Türkmenleri içinde bir Bekir Ağa vardır. Bekir Ağa kimilerine göre Cerit oymağından, kimilerine göre ise Avşar oymağındandır. Hangi oymaktan olursa olsun Bekir Ağa aşireti tarafından çok sevilen ve sayılan bir kişi idi.
 
   Henüz bilinmeyen bir nedenle Bekir Ağa padişah tarafından Halep'in Rakka ilçesine sürgün edilmiştir. O zamanlar Halep Osmanlı topraklan içindedir. Bekir Ağa orada on beş yıl kalır. Günü tamamlanınca da oradan ayrılır.
 
   Ama beri taraftan bu on beş yılda çok şeyler değişmiştir. Bekir Ağa’nın kendisinden başka beş erkek kardeşi daha vardır. Bir aşiret kavgasında bu beş kardeşten dördü öldürülmüştür. Aşiret bu dört ölüyü Bekir Ağa'ya nasıl duyuracak. Aralarında tartışmalar olur. Sonunda bu görevi Dadaloğlu üstlenir.
 
   Bekir Ağa’nın sürgün yılları dolmuştur. Kendisi Akbez, Haltanlı (İslahiye güneyinde bir köy) İslahiye, Hacı Osmanlı (Osmaniye). Akyar (Osmaniye'de bir köy). Toprakkale. Mustafabeyli. Hürüuşağı (Türk Şükrüye - Yeni Kent) yoluyla Ceyhan ilçesinin şimdiki Tatarlı köyünün bulunduğu yere gelir.
 
   Bekir Ağa'nın aşireti de o zamana kadar Tatarlı'ya gelmiştir. Burada karşılaşılır. Hal, hatır sorulur, hoşbeş edilir. Bekir Ağa bir de bakar ki aşirette bir durgunluk var. Hele kardeşlerinden dördünü orada göremeyince merak içinde kalır ve Dadaloğlu'na sorar:
 
   — Dadaloğlu, aşiretteki bu durgunluk nedir? Bana bir haberin yok mu?
 
   Dadaloğlu da heyecanlanır, Cevap verir:
 
   — Ağa, telden mi söyleyim, dilden mi?
 
   Bekir Ağa:
 
   — Dadaloğlu telden söyle ki hem kasavetim dağılsın hem de durumu anlıyayım,
 
   der. Bunun üzerine Dadaloğlu sazını eline alır ve şöyle söyler:
 
Esti poyraz yeli bulandı hava
Zatıdan gamlısın sen Çukurova
Atına bin gel de ey Bekir Ağa
Aşiretin döğüş etti duydun mu?
 
   Dadaloğlu böyle başlayınca Bekir Ağa hayıflanır.

Çekildi kılıçlar çok indi başa
Kartallar kuzgunlar indi üleşe
İkisi boy beyi bir Miktat Paşa
Döğüşü döğüşü öldü duydun mu?
 
Acep hayfın alır mola sağları
Mızrakları deldi, geçti dağları
Boynu uzun İrecepli Beyleri
Çark elinde kavga etti duydun mu?
 
Parladı kılıçlar bindi kılıca
Atı yavuz olan çıkıyor uca
Çukurova girdi kılıç kılıca
Kanl(ı) üleşe kartal indi duydun mu?
 
Der Dadal'ım söyler sözün merdini
Yavru şahin ıssız koymaz yurdunu
Biz de verdik beş kardeşin dördünü
Bu işimiz böyle oldu duydun mu?
 
   Türkü bitince Bekir Ağa uzun bir "ah!" çeker.
 
   — Ey Dadaloğlu. Eğer böyle olduğunu bilseydim, dönüp de buralara gelmezdim, der.
 
   Ceyhan'ın şimdiki Altıgözbekirli köyü ile Ceyhanbekirli köyü işte o Bekir Ağa’nın adından gelir. Her iki köy de aynı aşirettendir. Bekir Ağa'nın torunları dahi Altıgözbekirli köyünde yatarlar. Altıgözbekirli köyünün şimdiki halkı ise 1865 iskânından sonra oraya yerleşmiş Cerit Türkmenleridir.

Zatıdan: Zaten, eskiden, esasen.
Üleş: Leş, burada insan ölüsü, ceset.
Miktat Paşa: Bekir Ağa'nın kardeşlerinden biri.
Hayf: İntikam, öç.
 
Şiir, 1954 yılında Sarızlı Amber Eroğlu ile Ceyhan Hürü Uşağı (Türk Şükrüye-Yeni Kent) köyünden Hürü Oğlu İsmail (İsmail Halis Çelik) 'den derlenmiştir.
KİTAPLAR
ŞAİRLER