GELENEKLER

2 - Söz Kesme


SÖZ KESME
 
   Dünürcü gidecek kişilere haber verilir. Ailenin büyükleri mutlaka “iş bitirme” de birlikte olurlar. Söz sohbet onlar tarafından açılır. Nasılsınız iyi misiniz faslından sonra aile büyüklerinden birisi:
 
   “Gelene ne diye geldiniz diye sorulmaz; ama biz Allah’ın emri, Peygamberimizin kavli üzere kerimeniz falancayı, yeğenimiz, oğlumuz, falancanın mahdumu falana, münasip görülür ise talip olmaya geldik.” denir.
 
   Kız evinin dili döneni, alır sözü, münasip şekilde konuşur, anlatır. Ağzından “Hoş geldiniz safalar getirdiniz.” ifadesi çıkmadan karşı tarafı taltif eder:
 
   “Amma velâkin amcası falan yerde, ağabeyi biliyorsunuz asker, o daha evlenmedi, dayısı bilmem ne… Ona bakarsanız daha bu kızın büyüdüğüne bile inanmıyor.” der.
 
   Dünürcü başı tekrar sözü alır:
 
   “Efendim iyi bilirsiniz ki kız evlâdı hiçbir zaman oğlanı beklemez; bunu siz de takdir edersiniz. Kız evlâdının sırası kısmetidir. Siz bu gün bize müsaade edin, görüşeceklerinizle görüşün, danışacaklarınızla danışın, biz sizi daha çook rahatsız ederiz inşallah. Siz usanmazsanız biz usanmayız. Burada daha çok pabuç eskitiriz.” derler ve ayrılırlar.
 
   Arada bir, ufak tefek, kadınlı erkekli elçiler gider gelir. İş olumsuz ise birbirini fazla yormazlar. Genel olarak, kimse çıkamayacağı dala tırmanmaz. Aile büyüklerinin müdahil olacağı bir kız isteme işinin daha önceden olgunlaştırılmış olması gerekir. Aile veya aşiret büyüklerinin, “döşeği ağırlaştıracağı” olay, aslında birilerinin pişmiş aşa su katması, işi çıkmaza sokması sonucu vuku bulur. Aksi halde aile büyükleri usul ve erkânı yerine getirirler. Onlar hiçbir zahmete katlanmadan temsil görevini icra ederler.
 
   Bu minval üzere tamamlanan bir kız isteme işinin sonucunda sözü alıp “Allahın emri…” hitabı ile başlangıç yapan oğlan tarafının aile büyüğüne karşı kız tarafının büyüğü de: “Hoş geldiniz safa geldiniz Allahın emrine ne diyebiliriz?” sözleri ile mukabele eder.
 
Hem oğlan evini hem de oğlanı temsil etmek üzere oğlan tarafının en genci, kız tarafının en büyüğünden başlamak suretiyle baştan sona herkesin elini öper. Bundan sonra herkes karşılıklı olarak birbirini tebrik ederler.
 
   Bu geliş bilinçli ve hazırlıklı olduğundan hemen kahveler içilir, tatlılar yenir. Sıra başlık kesmeye gelir. Yine büyüklerden biri sözü başlatır:
 
   “De bakalım ağa, günahımızı da öğrenelim. Söyle de öyle rahatlayalım.”
 
   Kız babası:
 
   “Olur mu öyle şey ağalar, güçleri neye yetiyorsa, ne münasip görülüyor ise onu yapsınlar. Benim diyeceğim budur.”
 
   Söze kız babasının yakınlarından (amca, dayı) biri de katılır ve der ki:
 
   “Bakın efendiler, burada şan, şeref, itibar söz konusudur. Aksi halde hiç kimse vereceğiniz başlıkta değildir. Adı konsun, gerekirse sonra hepsi bağışlansın.”
 
   Kız babası:
 
   “Ben vekâleti sana verdim dayısı.”
 
   Dayı sıralamaya başlar:
 
   “Bir at, bir çift öküz, yirmi koyun, bir inek, şu kadar para, on batman yün, bir takım altın ayaklı…” Daha birçok öteberi sayıp döküldükten sonra oğlan babası:
 
   “Başım gözüm üstüne, istek bu.” der başlık kesilmiş olur.
 
   Sıra her iki tarafın büyüklerine gelir. Onlar da “Şunları şu şekilde ağır bulduk, şunların da bize bağışlanmasını istiyoruz” türünden sözler ederler. Bu arada kadınlar tarafı kendine has ne yapacaksa yaparlar. Söz kesildi ise onlar için iş bitmiştir. Zaten hazırlıklı geldiklerinden, “bekliği” bağlarlar. Beklik; nişandan önce oğlan ile kız adına verilen akdin (sözleşmenin) adıdır. Bunu bir yüksük, boyuna takılan altın, o arada gelen hanımlarca takılan değişik hediyeler sembolize edebilir. Kadınlar tarafında bu iş böylece tamamlandıktan sonra, nişanlanan kız yol yordam bilen bir gelinle birlikte erkekler tarafına el öpmeye çıkarılır. Kapıdan içeri girilir, isterlerse büyükler el öptürürler, isterlerse başucu ile temennâ edip gitmesini isterler.
 
   Artık dağılma vakti gelmiştir. Kız babasının döşeğinin altına harçlık babından bir miktar para bırakılır. Bu bilinir; ama bu iş hiç kimse görmeden yapılır. Görenler de görmezden gelir. Böylece söz kesilmiş, beklik bağlanmış olur.
 
İsmail BOZKURT – Anadolu Türk Aşiretleri – Avşar ve Diğer Türkmen Aşiretlerinin Yaşayışı ve Kültürleri- Sayfa 29,30,31
KİTAPLAR
ŞAİRLER