GELENEKLER

II.BÖLÜM - OĞUZLAR’IN TÜRK TARİHİNDE SAHNEYE ÇIKIŞI


OĞUZLAR’IN TÜRK TARİHİNDE SAHNEYE ÇIKIŞI
 
   Türk Tarihçileri şöyle anlatırlar. Efsaneye göre,  Nuh Peygamber A.S.  yeryüzünü oğulları arasında paylaştırdığı zaman büyük oğlu Yafes’e (1)  doğu illeri ile Türkistan’ı verdi. O göçebe olarak yaşıyordu. Yaylak ve kışlağı Türkistan olup yaz aylarını İpanç şehri yakınlarında Ortak ve Kürtak da, kışları da Karakum’daki Borsuk adlı yerde geçiriyordu. Burada iki şehir vardı Takas ve Karı Sayram. Olcayto’nun tahtı bu şehirdeydi.
 
 Olcayto’nun Dhip Yabku (2) Han adında bir oğlu oldu. O büyük bir padişahtı. Yabku’nun dört oğlu oldu. Adlarını Kara-Han, Or-Han,  Kür-Han ve Küz-Han koydu. Kara-Han büyüyünce babasının yerine geçti. Onunda bir oğlu oldu. Adını Oğuz (3) koydu. Oğuz üç gün üç gece anasını emmedi. Bir yaşında konuşmaya başladı. Oğuz evlenecek yaşa geldiğinde babası, onun amcası Or-Han’ın kızıyla evlenmesini istedi ve evlendirdi.
 
   Reşüdiddin’e göre Oğuzhan, Tanrı inancı konusunda,  babası ile ters düştü.  Oğuz ile babası ve amcaları arasında savaşlar başladı.  Yapılan savaş sonunda babası öldü.  Bu savaşlar 70 yıl sürdü. Oğuzhan, amcalarını doğuya sürdü. “Bir daha Türkistan’a gelmeyiniz” dedi. Bu yüzden Türkmenlerin inanışına göre Moğollar Kür-Han, Küz-Han ve Or-Han’ın neslinden gelmektedirler. Oğuz, bu savaşlarda kendine yardım eden bazı Türklere Uygur (4) adını vermiştir.
 
                Oğuz, bundan sonra seferlere çıktı ve il (5) oldu. Oğuz,  Han olduktan sonra muhtelif ülkelere elçiler gönderdi. Hindistan’a, Gürcistan’a sefere çıktı.  Bu ülkeleri emri altına aldı. Karanlık Ülkesini fethedip, Azerbaycan’a elçiler gönderdi. Kendisine tabi olmalarını istedi. Oğuz, Azerbaycan’ı kendine tabi kıldıktan sonra bu ülkedeki yaylalara çıkmaya başladı. Diyarbakır ve Şam’a sefere çıktı.  Irak, Mısır ve Suriye’yi aldı. Bu arada Oğuz’un oğulları da Rum taraflarına sefere gitmişlerdi.  Oğuz artık yaşlanmaya başlamıştı.
 
   Oğuzhan ülkesini oğulları arasında paylaştırmak istiyordu. Bir gün ava giden altı oğlu,  bir yay ile üç altın ok buldular. Oğuz, yayı üçe parçalayıp üç büyük oğluna, üç oku da üç küçük oğluna verdi. Kendilerinin yay verdiği oğullarından gelen topluluğa Boz ok,  Diğer üç oğlundan gelen topluluğa da Üç ok dedi. “Yay verdikleri daha üstte olsun, orduda sağ kolu temsil etsinler,  kendilerine ok verilenler de sol kolu temsil edip, altta olsunlar.” dedi. Yani sağ kol Han gibi hükmedecek, ok ise ona tabi olup elçilik yapacaktır. Oğuz ülkesini taksim ettikten sonra bilinmeyen bir tarihte ölmüştür. (6)
    
   Oğuz’dan sonra, yerine Gün han geçti. Kün-Han tahta oturduğunda yetmiş yaşında idi. Kün Han yetmiş yıl padişahlık yaptı. Babası Oğuz öldükten sonra, Oğuz’un daha önceki zamanlarda bir şehir kurdurduğu, adına Yeni kent dediği ortaya çıktı. Bu şehri Irkıl Hoca (7) adında akıllı bir adam idare ediyordu. Irkıl Hoca,  görmüş geçirmiş yaşlı bir insandı. Bir gün Kün Han’a dedi ki  “Oğuz büyük bir Handı. Yeryüzünü idaresi altına aldı. Pek çok hazineye ve hayvana sahipti.  Şimdi onların hepsi sizindir.  Siz altı oğullun, Tanrının izniyle her birinizin dörder tane yirmi dört evladınız var. Olabilir ki onlar sonradan birbiriyle çekişirler. Bunun çaresi,  her birinin rütbesi,  mesleği,  adı ve lakabı kararlaştırılsın.  Her birinin bir nişanı ve damgası olsun. Bununla bilinip tanınsınlar ve hiç birinin diğeriyle çekişmesi olmasın. Onların evladı da kendilerini bilsinler. Bunu yapmak devletin devamlılığı ve uruğunuzun iyi nam kazanmasının gereğidir.”  Bu sözler Kün Han’a çok uygun geldi. Irkıl Hocaya söylediklerini getirmesini emretti. Irkıl Hoca, daha Oğuz’un sağlığında Boz ok ve Üç ok ismini alan yirmi dört evladın, her birine lakap verdi.  Her birine bunların kime ait olduğunu belirtmek ve hayvanlara vurmak için birer damga tespit etti. Hangi hayvanın ongun (8) olacağını da belirtti.
 
   Irkıl hocanın Oğuz’un torunlarına vermiş olduğu lakaplar ve damgalar şöyledir.(9)
  

OĞUZLAR

(TÜRKMENLER)

BOZAKLAR

 

ÜÇOKLAR

GÜNHAN

AYHAN

YILDIZHAN

 

GÖKHAN

DAĞHAN

DENİZHAN

Kayı

Yazır

Avşar

 

Bayındır

Salur

Iğir

Bayat

Döğer

Kızık

 

Peçenek

Eymür

Büğdüz

Alkaevli

Dodurga

Beğdili

 

Çavuldur

Alayuntlu

Yıva

Karaevli

Yaparlı

Karkın

 

Çepni

Yüreğir

Kınık

 
Bunlardan:
 

Avşar: İşinde çevik, avcılığa düşkün;  canavara ve kuşa hevesli, işini yıldan işleyici. Ongunu: Tavşancıl, erkek laçin

Kayı:  :muhkem, Ongunu: Şahin

Yazır: iller ağası, ongunu: Kartal

Bayundur: Her zaman bolluk içinde olan, Ongunu: Sungur

Salur: Vardığı yerde kılıç çalan, Ongunu: Üç kuş

Yiğdir: İyi ve büyük, Onun: Çakır

 
   Kaşgarlı ve Reşüdiddin, diğer Oğuz boyları gibi Avşarların da damgalarını vermişlerdir. Bundan başka Reşüdiddin Avşarların kendilerine en yakın diğer üç boy  (Kızık, Beğdilli, Karkın) ile ortak olan Totemlerinin tavşancıl, şölenlerdeki (toy) ülüşlerinin (koyunun yemeleri için kendilerine törece tahsis edilmiş kısmı) sağ umaca (kısım) olduğunu bildirmiştir.
 
   Yine Reşüdiddin‘e göre Avşar: işinde çevik ve avcılığa düşkün (Yo:cust u çalak ve ava canavara ve kuşa hevesli; Ag: işini yıldan işleyici, Tamgası: Ongunu: Yo: tavşancıl; Ag: erkek laçin) ava meraklı anlamında Irkıl Hoca tarafından adlandırıldığından bahseder.
 

1-Ya fes, Türklerin deyimine göre Olcayto Han olarak adlandırılır.
2-Yabku, halkın önderi demektir.
3-Oğuz,   Ogur, otağda doğmak manasını taşır
4-Uygur, Türk dilinde izinden giden, uyan demektir
5-İl olmak: Bağımsız bir devlet kurmuş olan topluluğun üzerinde yaşadığı ülke ya da yurt
6-Kimilerine göre Oğuz öldüğünde bin yaşında idi.
7-Irkıl manası: bir şeyi kendine çekmek ulu büyük anlamını taşımaktadır.
8-Ongun azık, “azık bolsun”dan türemiştir. Yani kutlu olsun;  Ongun da kut ve devlet demektir.
9-Eski Türk boyları hakkında geniş bilgi için bakınız: A. Z. V. Togan, Oğuz Destanı Sf: 17, 50 

KİTAPLAR
ŞAİRLER