GELENEKLER

1 - Yolma Yolmak

Yolma Yolmak:
 
   Ekinler genellikle tırpanla biçilir iken arpalar, yazlık buğdaylar, bir de taşlı ve kesekli tarlalardaki buğdaylar kalıçla (orakla) yolunarak deste yapılır. Yolunan mahsulün özelliğine göre de orak kullanılır. Meselâ; arpa orağı daha ufak yapılı olurken buğday yolunan orak daha büyük olur. Desteyi kucaklamak için olan yığın orağı ise biraz daha büyüktür.
 
   Yolma işlemi her gün tek başına gidip gelerek yapıldığı gibi, ırgat dediğimiz birçok kişinin birleşmesi ile de yapılır; bu ikincisi diğerinden daha zevkli, daha iştahlı olur; iş hızlanır. Yolmacılar sadece kadınlardan oluşabildiği gibi kadın erkek karışık da olabilir. Arpa yolanlar genellikle çömelerek, buğday yolanlar ise sadece bellerini büküp eğilerek yolarlar. Bu ikinci şekil genellikle erkeklerin buğday yolarken kullandıkları şekildir. Bununla beraber öyle kadın yolucular olur ki, kalıcından (orağından) ateş çıkartırlar.(1) Bunların karşısında her erkek kalıç sallayıp tutam tutamaz. Kadın erkek karışık yoldukları zaman bu tip kadınlardan elci-başı seçilenler bile olur. Öyle el götürür ki, her erkeğin o eli götürmesi mümkün değildir. On adımdan girer, kırk adımdan çıkar; eli büyütür. Tarla sahibi bu uygulamaya bayılır. Elcibaşı işi başladığı yerden değil, bitirdiği yerden gösterir. Elcibaşı tarlanın kalbine oyuklandıkça oyuklanır.(2) El, on adımda başlar, kırk adımda biter. Kırk adımda başlar, doksanda biter. Biter de her el çıktıkça da tarlanın beli kırılır.(3) Deyişler başlar, türküler söylenir. Elcibaşı pohpohlanır. El biter, ağa ikramda bulunur. Soğukluklar dağıtılır. Cıgaralar tellendirilir. Elci-başının oyuklanışı övüldükçe övülür. İnsan öyle beceri ve ustalık kazanır ki, sağ eli ile kalıç dolusu buğdayı, bir çalmaya bir hamlede sol eline doğru çeker; sol el onu anında demet halinde yakalar. Yakalama ile birlikte sağ el, kalıcı bu sefer de buğdayın köküne çalar, kökünden söker; ikinci demeti ayrıştırmak için yapacağı hamleye hazır olan buğdayın yanına ulaştırır. Tutamlar; bir, iki, üç… hamlede bir kocaman deste olacak şekilde yolan kimsenin bağrına doğru yığılır. Yolucu, bu yığılan desteyi bir hamlede dizinin üstünde doğrularak ters çevirir; kök kısmına orağın ökçesi ile bir iki çarpar. Toz, toprak, çakıldak kalmasın diye bunu müteakip de deste geriye bırakılır. Hamle yeniden başlar. Bu hareket bir makine düzeni gibi çalışır. Çarpar, tutar, kaldırır, vurur, desteler, bırakır. Yeniden başlar.
 
   Elci başı ağa tarafından tavlandıkça tavlanır. Bazen de elciler bir değil birkaç kişi olur. Bunlar ya tarla sahibini çok severler yahut çok “eferimci” olurlar. Bazen de tarla sahibi hepsi tarafından sevilen bir gariban yahut bir asker ailesi olur. O zaman oraktan ateş çıkarcasına kalıç sallarlar.
 
   Öğle yemeği yenip gölgelenme ve duldalanma ihtiyaçları bittikten sonra yine “Hadin bakalım, belimiz fazla soğumadan şurayı aşağıya doğru bir sıyıralım.” derler. Elci başı, usta birine “İstersen sen şu göbekten bir karnını yar bakalım.” der. Tecrübeli birine göbekten el yardırılır. Merkezden dışa doğru tarla parçalanır. Gün gediğe dikilirken (güneş batmak üzere iken) bir de bakarsın tarla baştanbaşa kuzu gibi yatan destelerle dolmuştur. Yolma biter. Karınca gibi destelerin içine dalan ırgatlar yığını da yığarlar. Yığın bittikten sonra orağı getiren ağanın önüne atar. “Düşmanının ömrü bu kadar olsun.” derler. Her şey tamamdır. Bir sürü adam bir günde ortalığı dümdüz etmiş, yolma da bitmiştir. Bu arada olayı seyreden parası tatlı bir kadın da şöyle der: “Ne de güzel olurmuş. Çoğunan tuta da azınan yiyesin.”(5) Bu bir gısmıklıktır.(6) Hâlbuki “hem çoğunan tutmak, hem de çoğunan yemek” daha doğrudur.
 

(1) Kalıcından (orağından) ateş çıkarmak: Yolma yolan kadın veya erkeğin hızlı ve sert kalıç sallaması sonucu çok iş yaptığını ifade eden bir deyim.
(2) Tarlanın kalbine oyuklanmak: Elci başının ele başladığı noktadan tarlanın ortasına doğru derinleşerek dalıp gitmesidir.
(3) Tarlanın belini kırmak: Tarladaki ekinlerin büyük kısmının biçilerek işin kolaylaştırılması.
(4) Çoğunan tutup azınan yemek: Çok ile tutup az ile yemek. Çok kişi ile iş yapıp az kişi ile yemek.
(5) Gısmık: Kısmık, Cimri, pinti, eli sıkı.
(6) çeş: Harmanda savrularak samandan ayrılan buğday yığını. Çeç de denir.
 
İsmail BOZKURT – Anadolu Türk Aşiretleri – Avşar ve Diğer Türkmen Aşiretlerinin Yaşayışı ve Kültürleri- Sayfa 55,56,57
KİTAPLAR
ŞAİRLER