GELENEKLER

6 - Yünlü Dokuma

Yünlü Dokuma:
 
   Aşiretlerin hayatında yünün olmadığı bir dönem düşünmek mümkün değildir. Kilim, keçe, çul, çuval, çorap, dizlik, dolak vs.den başka bir de şalvar, ceket gibi giysilere de ihtiyaç vardı. Bu giysiler de yünden yapılıyordu. Bu tür giysilerin elbette ki, kilim tezgâhlarında dokunması mümkün değildi. Genellikle de şalvarlık kumaşlar, kendine özgü tezgâhlarda dokunmalı idi. Bu dokuma işini ise, kadınlardan farklı olarak erkekler yapıyordu. Bu sanat onların diğer becerilerinde olduğu gibi göç edip geldikleri yerden getirdikleri sanatları idi. Siyah koyun yünü çok büyük bir özenle temizlenip tarandıktan sonra, en ince iğlerde de eğrilirdi. Siyahın seçilmesinin sebebi ise siyah rengin gerek mevsime gerekse diğer renklere uyum zorluğu taşımamasıdır. Daha doğrusu olgun renk olarak seçilmiş olmasıdır. Hem çözgüsü, hem de geçkisi kendinden olmak suretiyle bu yünlüler günümüzün basit dokuma tezgâhlarının ilkelleri ile dokunur idi. Söz konusu tezgâhların bugünkülerden farkı mekanizmanın insan eli ile indirilip kaldırıp hareket ettirilmesidir. Siyahların yanı başında süt gibi beyaz yünden kumaşlar da dokunurdu. Bu dokuma işleri Anadolu’daki fabrikaların, her türlü seri üretime geçmelerine kadar sürmüştür. Son zamana kadar aşiretlerin bulunduğu her yerde bu dokumalara devam edilmiştir. Yakın tarihe kadar, bize en yakın bölgedeki tezgâhçılara Tafta (Özlüce’de) dokumacı Mahmut, Akkışla Ganişeyh’de Koca Osman, Bünyan Ekrek (Köprübaşı) de Bulgaristan’dan gelen soydaşlarımız. Bunun dışında doğudan gelen Kafkas muhacirlerinin de aynı şekilde dokuma işi ile uğraştıkları bilinmektedir.
 
   “Niçin bu kumaşlar dokunuyor?” diye sorulacak olunur ise, iklime uygun olarak hem sıcak, hem de dayanıklı ve kullanışlı olmalarındandır. Bu kumaşlar dokunduktan sonra herkesin isteğine göre biçilip kesilerek şalvar ve ceket olarak dikilip giyilmekte idi.
 
İsmail BOZKURT – Anadolu Türk Aşiretleri – Avşar ve Diğer Türkmen Aşiretlerinin Yaşayışı ve Kültürleri- Sayfa 61
KİTAPLAR
ŞAİRLER