GELENEKLER

21- ZİYA BEY’İN AĞIDI

ZİYA BEY’İN AĞIDI

   Pazarören’in Sıradan Köyünde Nuri Bey’in oğlu Ziya Bey, amcası Rıza Beyin kızı Gül Hanım’a âşık oldu. Nuri Bey Gül Hanım’ı babasından, oğlu Ziya Bey’e istedi. Rıza Bey, kattiyen kızını Ziya Bey’e vermeyeceğini söyledi. Avşar da ne kadar ünlü şanlı bey hatırı sayılır kişiler varsa, Rıza Bey’e giderek kızını yeğeni Ziya Bey’e vermesini rica, minnet istediler. Rıza Bey Nuh dedi, Peygamber demedi. Kızımı kendi rızamla güneş tersten doğsa vermem dedi. Aradan iki yıl geçtiği halde, Rıza Bey yumuşamadı. İki genç, aralarında anlaşarak kaçtılar. İki ay başka köylerde kalarak, kendi evlerine geldiler

   Rıza Bey’e tekrar aracılar gitti. Barışıp Ziya Bey’i ve Gül Hanım’ı affetmesi için. Rıza Bey, barışmadığı gibi gidip Jandarmaya şikâyet etti. Yaşı küçük kızımı Ziya Bey kaçırdı diye. Pazarören Karakolundan dört jandarma geldi. Ziya Bey’i ve Gül Hanım’ı alıp kasabaya götürmek için kapıya gelerek, Ziya Bey’in teslim olmasını söylediler. Ziya Bey, kapıyı arkasından kilitleyerek, ölmedikten sonra jandarmaya teslim olmayacağını söyledi. Akşam olup karanlık kavuşunca, Ziya Bey ahırlarının penceresinden çıkarak kaçmak istedi. Jandarmalar evin etrafında nöbet bekliyorlardı. Jandarma erlerinden biri “Dur Ziya Bey teslim ol” diye bağırdı. Ziya Bey teslim olmayarak kaçmaya devam etti. Jandarma arkasından ateş etti. Kurşun varıp Ziya Bey’in kafasına saplandı. Kışın çok şiddetli olduğu bir zamandı. Karın üstüne düştü, kar kana bulandı. Ziya Bey, oracıkta öldü. Ziya Bey’i, mezara koyup, mezarın yanına bir düşüt yaptılar. (Ziya Bey’in öldüğü yere dört köşeli taş örme yaptılar.)

   Olaydan altı ay sonra, Hükümet tabibi geldi. Ziya Bey’i Mezardan çıkardılar. Kafasını ikiye keserek kurşun aradılar, beynin içinde elle kurşunu bulamadılar. Kafayı boynundan ayırıp, kara bir kazanda kaynattılar. O zaman kurşun bulundu. Kafayı da bedeni ile tekrar toprağa verdiler. Bu aile gerçek Avşar Beylerindendir. Ziya Bey’in Paşalı Köyünden arkadaşı Hüseyin Kavraal aşağıdaki ağdı yakarak, Ziya Bey’i ölümsüzleştirdi. Hüseyin Kavraal Dersim Harbinden üstteğmen rütbesi ile gelmiş ve daha sonra Pazarören’in ilk nahiye müdürü olmuştur. Bu öyküyü yazan ben Kadılı Köyünden Yılmaz Ilık, ağıdı söyleyen, Hüseyin Kavraal’ın anadan torunuyum.

 

Dudu Bacı ne oldu size

Kara haber geldi bize

Ziya Bey’im can veriyor

Kar üstünde yüze yüze

 

Bölük, bölük tarlaların

İçi naneli bucağım (1)

Bir kız için Bey mi ölür

Yandı da battı ocağın

 

Tahtadan tabut çatmışlar

Onu içine atmışlar

Yatağın da kara toprak

Bey’im seni aldatmışlar

 

Cumhuriyet ferman salmış

Jandarmalar teslim almış         

Ziya Bey’im vurulunca

Müdür Bey başına gelmiş

 

Sen Nuri Bey’in oğlusun

Elde hatırın sayılır

Şu Saçlının Çayırında

Sekili Atın yayılır

 

Kavraal oğlunun sözleri

Acındırdı mı ola sizleri

Bir ocağa sebep oldu

Rıza Bey’in kızları

 

Ava gider, elde doğan

Odaları çifte tavan

Ayan olsun, Ziya Bey’im

Yeni dağılacak yuvan

 

Değen kurşun ok mu idi

Bir kız sana çok mu idi

Kar üstünde can veriyor

Sanki odan yok mu idi

 

Kafasından kurşun değmiş

Kaçarken boynunu eğmiş

Ünü büyük Ziya Bey’im

Keşifler ölüsünü beğenmiş

 

Aşıt bizim eller aşıt

Takım giyer çeşit çeşit

Hangisine ben yanayım

Arka mezar önü düşüt

 

Atı nalbantta nallanır

Kendi çarşıda sallanır

Ünü büyük Ziya Bey’im

Avşar elinde dillenir

 

Kavraal’ın bu sözleri

Hayran etmesin sizleri

Yalnız köyünü değil

Ziya yaktı, hep bizleri

 

   Ayni öykünün devamı kız kardeşi tarafından söylenen bölüm.

 

Gaal, gaal (2) öten gazlar

Ilıyarak gelen yazlar

Toplanın ırmağa gidek

Ziya’nın emsali kızlar

 

Kır atın alır yarışı

Gelir yılışı, yılışı

Kellesini kaynatmışlar

Düşman gülüşü, gülüşü

 

İnce Ziya babamoğlu

Yediği kurşunlar yağlı

Beni yoklamaya gelir

Kır atının kuyruğu bağlı

 

Evlerinin önü ekin

Yekin sarı aslanım yekin

Ağlamaya ar ediyorum

Düşmanların evi yakın

 

Yoncalığa girdi koyun

Emmilerim etti oyun

Kalk gardaşım eve gidek

Kanlı elbiseni soyun

 

Güvercinler çıkar burca

Ziya mı komuşlar uca

Su selası (3) verdimi ola

Ziya Bey’i yuyan hoca

 

Bacısının adı Emiş

Saatının kordonu gümüş

Oğlu ölesice Müdür

İp dakın da sürün demiş

 

Öle öle bacın öle
Ölmeye de ne gün göre
Öle gardaşın bacısı
İçinden çıkmaz acısı
 
Yoncalığın boz dumanı
Hükümet bilmez amanı
Gardaş göçünü yükletti
Ot biçim ekin zaman

1-Bucak: Ekinin sararmadan önceki hali.
2- Gaal gaal: Gazların ötüşerek yürüyüş şekli.
3- Su selası: Ölü yıkanırken okunan sela.
KİTAPLAR
ŞAİRLER