GELENEKLER

4 - İMAMKULU KAZIM'IN AĞIDI

İMAMKULU KÖYÜNDEN KAZIM’IN AĞIDI

   Eskiden Kayseri ili Develi İlçesine, şimdi ise Tomarza ilçesine bağlı olan İmamkulu Köyünden Kazım Karasu 1953 yılında Döndü adında bir kızı kaçırır. Kazım’ın başına türlü işler gelir. Tam yedi sene evinden, yârinden, köyünden ayrılmak zorunda kalır.

 
   Kazım’ın vurulduğu haberi gelir. Oğlunun öldüğünü sanan Kazım’ın babası Hacı Hasan Karasu aşağıdaki ağıdı yakar.
 
Dağlar açtı çiçeğini
Bulamadım kaçağımı
Yeğilmedin aslan oğlum
Bozulattın Hac’ağanı
 
Kaçağım Kozan’a varık
Orada Günerler vuruk
Kapıdın cebinde ilaç
Dağlar hastahane oluk
 
Oğlum Çerkezlerde gezer
Giyer Çerkez tozluğunu
Yolu Potuklu’ya uğrar
Halil koyar azığını
 
Gelinimin adı Döndü
Yine ciğerlerim yandı
Yedi sene emek verdim
Emeğim çobana döndü.
 
Şu Kozan’a çöl diyorlar
Ortasına göl diyorlar
Eğer gelinim çıkarsa
Var çatla da öl diyorlar
 
Şu Kozan’ın çöl yazısı
Ceren avlıyor tazısı
Ne ağlıyon bre gelin
Yok mu Kazımın kuzusu?
 
Fakat Kazım’ın vurulduğu haberi asılsızdır. Kazım Karasu halen hayattadır.
 
Kazım Karasu’da kaçaklık yıllarında kendi halini anlatan aşağıdaki türküyü yakmıştır.
 
Enginden yüksekten uzan turnalar
Yok mu sizin vatanınız, iliniz
Anadan, babadan, yardan ayrıldım
Bir ormanda yaralıyım yalınız
 
Turnam üzerimden öterek uçma
Zaten yaralıyım derdimi açma
Sılada babamı görmeden geçme
Belki sorar bir dağdayım yalınız.
 
Turnam yaralıyım dağlar başında
Azrail dolanıyor gene peşimde
Bugün elkızını gördüm düşümde
Benim için ağlıyordu yalınız.
 
Turnam benim halim nasıl olacak
Öldüğüm gün düşmanlarım gülecek
Arkamda kalmadı babam diyecek
Doğdum, ölüyorum eyvah yalınız!
 
Turnam yaralıyım tutmuyor dizim
Dökülmüş gevheri görmüyor gözüm
Kazım der ölüyom tükensin sözüm
Bir ormanda gözüm açık yalınız.

Hacı Ağa: Kazım’ın babası Hacı Hasan Karasu. Ağıdı yakan kişi.

Halil: Potuklu köyünden Kör Halil lakabıyla bilinen Halil Kandemir’dir. Rahmetli oldu.

Döndü: Kazım’ın karısı.

Kozan: Adana ilinin bir ilçesi.

Potuklu: Pınarbaşı İlçesinde üç tane Potuklu adında köy vardır. Bunlar; Avşar Potuklu, Büyük Potuklu, Küçük Potuklu. Burada adı geçen Avşar Potuklu’dur. Kazım’ın kabilesinin bu köyde akrabaları vardır. Soyadları Kandemir’dir. Kaçak olduğu sırada bazen bu köye gelip saklanır.

Bozlamak: (Devenin) ses vermesi, bağırması (Divan-ı Lügati't-Türk, I, s. 120); Bozlatmak: acıdan böğürtmek (Divan-ı Lügati't-Türk, II, s. 341)

Potuk: Deve yavrusu demektir.

Yeğilmek: Durmamak, Şımarmak.

Varık: Varmış.

Vuruk: Vurmak

Kapıt:

Tozluk: Pantolonun paçasını tozdan korumak için ayakkabının üzerine geçirilip düğmelenen veya dizden aşağı uzanarak ayağın üstünü örten dar paçalık, getr.

Azık: Yiyecek, yol yiyeceği, erzak.

Emeğim çobana döndü: Emeklerinin boşa gitmesi.

Çıkmak: Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek.

Çıkmak: Kocası ölen gelinin baba evine dönmesi.

Ceren: Ceylan.

Bre: 1. “Ey, hey” anlamında kullanılan bir seslenme sözü. 2. “Be” yerine kullanılan bir seslenme sözü. 3. “Vay” anlamında şaşma bildiren bir seslenme sözü: Bre, bu ne büyük gemi! 4. Şaşkınlık, coşku anlatan bir seslenme sözü.

Sıla: Gurbetteki bir kimse için doğup büyüdüğü ve özlediği yer

Elkızı:  1. Gelin. 2. Kadın, eş.

KİTAPLAR
ŞAİRLER