GELENEKLER

22 - DOKUZ TENEŞİR KURULDU

DOKUZ TENEŞİR KURULDU

   Sarız’ın Türkmenler köyünde 1930 yılında öksüz olarak dokuz kardeş yetişip geldiler. Ölen babaları bu köye sonradan gelip yerleşmişti. Köylüleri bu kardeşlerin gelişmesinden korktular. Köylü damlarından birinin kenarında oturup, sohbet ederlerken, “babaları dokuz oğlan sahibi oldu da öldü gitti. Bu oğlanların beşi evlendi, gün dediğin ne ki birkaç yıla kadar en küçükleri de evlenir. Düşünün bir defa köylülerim” diye köyün nifakçısı diğerlerinin aklına kötü kötü şeyler getirdi. “Dokuzar oğlan da bunların olsa halimiz ne olur? Dağdan gelip de bağdakini kovar hesabı. Vallahi Allah bilsin hepimizi bu köyden kovarlar da tek başına bu köyün arazisine sahip olurlar. Daha fazla vakit geçirmeden bunun bir çaresine bakmalıyız”. Bir diğeri “bu adam doğru söylüyor. Yirmi sene sonra ne olur bizim halimiz? Onlar bizi sürmeden biz onları sürelim. Onlar bizi öldürmeden biz onları öldürelim” diye bu gibi fesatlıklar çıkardı. “Bu dokuz kardeşin hepsini birden öldürelim” diye kararlaştırdılar. İçlerinden en baba yiğit on bir kişi seçtiler. Dokuz kardeş bu olacak olayı sezinlemişlerdi onun için, birbirilerinden ayrılmadılar. Biri nereye giderse, dokuzu da beraber gittiler. Darboğaz da çukur bir yerde tarlalarında dokuzu birden ekin biçerlerken, daha önce pusu kuran on bir kişi dokuz kardeşi ayni zamanda birer birer vurarak öldürdüler. Hadise yerine gelen anaları, dokuz oğlunun kanlı bedenlerine dokuzar defa sarıldı. Ayağa kalkıp bağırarak “ağlamayacağım, yas tutmayacağım. Ne zaman oğullarımın intikamını alırsam o zaman, canı yanan saçını yolanlarla beraber ağlayacağım” diyerek. Ekin tarlasını kana boyayan oğullarını defn ettirdi.

   Gelinlerini başına toplayıp, sizin kocalarınız, benim oğullarım öldüler. Sizler genç kadınlarsınız. Onun için babalarınızın evine gidin. Bundan başka da bana ar yapmayın. Diyerek gelinlerini babaları evine gönderdi. Kız ve erkek torunlarını intikam ateşi ile büyüttü.

   Aradan on yıl geçtikten sonra, kağnı arabası ile tek başına kazaya gitti. Altı teneke dolusu gaz yağı satın aldı. Gece yarısı köye döndü. Herkes uyuyordu gaz yağı aldığını kimseler görmedi. Birkaç gün sonra, torunlarını başına topladı. Yavrularım bu gün babalarınızın intikam alma günüdür. Cesur olun korkmayın, ben arkanızdayım. Herkes yarım teneke gaz yağı alacak. Babanızı öldürenlerin pınara (1) bacalarından, sabaha yakın bir zamanda dökeceksiniz. Bu gazyağına batırılmış çaputları da yakıp, pınara bacalarından aşağı atacaksınız. Hiç vakit geçirmeden damların üstünden inip, kapılarının önüne geçeceksiniz. Kim kapıdan çıkarsa değil çocukları, tavukları bile çıksa hiç acımadan vuracaksınız. Onlar size acıdı mı? Sizin birer babanız amcalarınız, benim dokuz oğlumu öldürdüler. Onlarsa yanacak, yanmayanlar sizin yağlı kurşunlarınızla ölecekler. Benim tattığım acıyı onların da anaları, babaları, çocukları tadacak. Anladınız mı diye teker, teker torunlarına sordu. Çocuklar anladık dediler. Öyleyse biraz daha bekleyelim. Sabahın derin uykusunda tutuşsunlar ateşe... Gazyağı tenekeleri ve tencerelerde taksim edilmiş gazları alarak on bir evin damına çıkıp, işaretleşerek hepsi bir anda gazyağını bacadan aşağıya döküp, yaktıkları çaput paçavralarını içeri attılar. Koşarak aşağı inip kapılarının karşısına geçtiler. Evleri yananlar can havli ile dışarı fırladılar. Çocuklar da çıkanı vurdular. Çıkanı vurdular. Köy mahşer yerine döndü. Her yer alev, alev kapıdan pencereden çıkan alevler diğer evlerin üstünde bulunan ot haymalarını da tutuşturdu. Olayda ne var ne oluyor diye telaşlanıp, insanların aklı başına gelinceye kadar dokuz kardeşin anası, torunlarını alarak derenin içinde kayıp olmuş gitmişlerdi bile. Bu yangında ve vurularak öldürülen insan sayısı yirmi iki kişi idi. Dokuz kardeşin anası intikamını aldıktan sonra oğullarına ağlamaya başladı ve aşağıdaki ağdı yaktı. Aşağıdaki ağıda daha sonra ilaveler yapılmıştır, onları yazmıyorum.

Dokuz teneşir guruldu
Dokuzda gazan vuruldu
Gul olana hiç vermesin
Dereden kanlar taşıyor

Akşam oldu gün aşıyor
Gınaman aklım şaşıyor
Dar boğaza vardım idi
Dereden kanlar taşıyor

Beşi evli dördü ergen
Dokuz örtü ipek yorgan
Boz Omar’m sağ olaydı
İnekten keserdim Gurban

Halil oğlum, Mulla Musa’m
Ünlü boz Omar’ım ünlü
Burdan yele yele (2) vardım
Dokuz oğlum ala kanlı

Hekili gönlüm hekili (3)
Boz Omar evin vekili
Anan ölsün Boz Omar’ım
Yunurken kestim kekili (4)

Aldım mendilinen sildim
Dokuz oğlumun kanını
İbrahim’im yernik(5) gitti.
Soymam ki özne(6) donunu

Boz Omar’ım, Sarı Musa’m
Uzandım kuzum uzandım
Dokuz oğlan anasıyım
Düşmanın elinde kaldım

Bir sandık da almaz oldu
Dokuz oğlumun donunu
Gavurumuş gavur (7) düşman
Âleme verdin ününü 


1- Pınara: Kantarma denilen çıkıntı ile ocağın oluşturduğu. Şömine.
2- Yele yele: Koşa koşa.
3- Hekili: Gamlı, üzgün.
4- Kekil: Alına dökülen kısa saç, perçem, kakül.
5- Yernik: 1. Mutlu olmamış kimse. 2. İstediğini alamayan, arzularına kavuşamayan kimse.
6- Özne: Damat, güvey.
7- Gavur: 1. Dinsiz kimse. 2. Müslüman olmayan kimse. 3. Merhametsiz, acımasız 4. İnatçı. 5. Kâfir.
KİTAPLAR
ŞAİRLER