GELENEKLER

23 - BİNİPDE ILGARA YETEN


BİNİPDE ILGARA YETEN
 
   Avşarlar göçebe halinde iken, diğer aşiretlerle barışık olduğu zamanlarda Topuz bey, Avşar olduğu söylenen Kadirli de Bozdoğan Kerimoğulları aşiret köylerinde yaşamını sürdüren “Gerçek bir Avşar beyidir.” Hikâyesi uzundur. Rivayete göre; Sebebi bilinmeyen bir nedenden Kerimoğulları tarafından öldürülür. Kız kardeşi Şerife hatun ağıt yakar.
 
   Yaşar Kemal’in ağıtlar kitabında bulunan 18 kıtalık ağıttan 10 kıta aşağıya alıyorum. Bu ağıtları derleyip, Yaşar Kemal’e veren Kemal Sadık Göceli’nin dediği gibi; “Biri çıkarda Kayseri bölgesinde söylenen ağıtları derleyip yayınlarsa eksiklikler giderilmiş olur” Bundan hareket ederek, Bu ağıtların ne kadarını derledim bilemem. Benim derlediğim ağıtların hiç biri Yaşar Kemal’in ağıt kitabında geçmemektedir. Terkeşlioğlu Hasan Ağa’nın bir bölüm ağıdı hariç. Bu ağıdın bende yaklaşık tamamı var. Mesela İnce Hacı aynı kişi olduğu halde ağıdın bir bölümü Ceyhan’ın Tatarlı Köyünden derlenmiş, daha sonra aynı kişi tarafından başka bir zamanda söylenmiş bölümünü ben Sarız’da derledim. Aynı durum Topuz Bey için de geçerli. Birçok ağıtlar birbirlerine benzemekle birlikte ağıtları aynı kişilerin söylediğini var sayarsak, aynı kişiye ayrı zamanlarda söyledikleri ortaya çıkıyor. Misal; Halburun ağıdı, Terkeşlioğlu’nun ağıdı, İnce Hacı’nın ağıdı, Yemen ve Sarıkamış ağıtları gibi, bu listeyi daha çok uzatabiliriz.
 
   Topuz Bey de bunlardan biri. Topuz Bey’in bende bulunan ağıdını kendi babam Musa (Kolusa lakabıyla) Ilık’tan aldım. Önce öyküsünü anlatır sonra çok güzel sesi ile duygusal bir şekilde söyler dinleyenleri ağlatırdı. Ben Topuz Bey’in Ağıtını çok önemli buluyorum.
 
   1865 yılından evvel Dadaloğlu Topuz Bey için oğlu Çerkez Bey’e 5 kıt’a şiir söylemiştir. Ceritlerle yapılan bir savaşta, bu şiirin son kıtasını alıyorum.
 
Der Dadalım der de hileye gitme
Gözünle gördüğünü hak inkâr etme
Baban koca Topuz’un hakkını unutma
Doldurup, doldurup veriyor Çerkez
 
   Topuz beyin 17 yaşlarında Çerkez isminde bir oğlu olduğunu Çerkez’in babasından evvel genç yaşta öldüğünü bibisi Şerife benim derlediğim bölümde şöyle söylüyor:
 
Biner atın tavlısına
Kaput bağlar sayrısına
Dayanamaz babam oğlu
Gözü büyük yavrusuna
 
   Kemal Sadık Göceli’ye göre de şöyle söylüyor:
 
İki gardaşım olsa
Biri ölse biri kalsa
Topuz sana ağlamazdım
Sarılacak dalım olsa
 
   Bu ailenin ocağı sönmese idi şimdi aramızda olurlarda Topuz soy ismini taşırlardı.
 
   Alemdar Ünlü’nün; Oğuz Türkmenlerinden Avşarlar adlı eseri sayfa 136 da belirttiğine göre, Topuz Bey’in ailesi Toklar Nahiyesinin Taf kasabasına yerleşmiştir. Yıl 1761. Asıl adı Abdullah olup, Ceritler, Tecirliler ve diğer Türkmen, Yörük aşiretleri ile sık sık savaştığından gösterdiği kahramanlıklardan dolayı Topuz lakabını vermiş olmalılar. Bunun böyle olduğunu da ispatlamış. Her şey tamamda, bacısı Şerife Hatun’un söylediği ağıtlarda adı geçen yörelerin Pınarbaşı’nın Demircili ve Kadılı Köyü yöresi ve yaylalarının bulunduğu yerler. Bu ağıtların yaklaşık tamamını bilenler de bu yöreler de ikamet edenler, eğer ki Topuz Bey Taf kasabasındansa Şerife Hatun neden bu yöredeki dağları ve adı belli olan yerleri söylesin ki? Pınarbaşı’nın Büyük Karamanlı köyünde Hall’oğluların Kara Bey kolundan Topuz soyadını taşıyan kalabalık bir aile var. Dadaloğlu da yukarıdaki şiirinin devamında Hall’oğlundan bahsetmektedir. Avşar Köylerinin isimlerinin belirtildiği tarihleriyse 1800 yıllarının ortası ve sonuna doğrudur.
 
   Şerife Hatun’un ağdında adı geçen yörelerin adını şöyle tarif ediyor. Demircili büyük ören/ Kabaktepe karlı buzlu/ Kabaktepe tablak, tablak/ Kabaktepe uğru köklü/  Aşılık ondan aşağı/ Öşekcinin güneyine/ Sariyecek gül biteği/ Öşekcinin günden yüzü/  Sariyecek kar yatağı/  Demircili düşek, düşek. Ayrıca da Adana’da Akmaşat ve Taşköprü adları geçmekte. Hani nerde Taf ve çevresinden bir isim? Geriye tek seçenek kalıyor: Önce Büyük Karamanlı veya Demircili köylerinde ikamet ettikleri daha sonra da Taf’a göçtükleri. Başka türlü Taf’da ikamet ettiğini ispat etmek mümkün görünmüyor.
 
Babam oğlu var idi
Anamın oğlu bir idi
Topuz gardeşim var iken
Öksüzce başım şar (1) idi
 
Gel gardeşim, inek dedim
Gö kırata binek dedim
Akmaşat (2) dedem kışlağı
Saçılak da konak dedim
 
Devenin ardı köşeli
Yükünün dibi döşekli
Böyle gezer beyin kızı
Sultani (3) nevruz kuşaklı
 
Sayın önü sağır kaya
Yolları yukarı bakar
Ben orayı bilmez miyim?
Karı burcu burcu kokar
 
İki gardeşciğim olsa
Biri ölse biri kalsa
Topuz sana ağlamazdım
Sarılacak dalım olsa
 
Elinde un eleği
Gelin eliyor eliyor
Kutnu(4) yastık sandal döşek
Anam Topuz’u beliyor
 
Açılan güllerim sola
Topuz ola gardaş ola
Hasiretin olam gardaş
Yaz baharda güle, güle
 
Kabaktepe (5) karlı buzlu
Havanın yüzü yıldızlı
Yurtlara konalım gardeş
Gölleri angıtlı (6) kazlı
 
Göçecek Avşarın özü
Göçmem demiş beyin kızı
Sabah çok erken göçerler
Üşür çocukların yüzü
 
Dündar (7) çanı dumulardı (8)
Tokat çanı çinilerdi
Topuz’un göçün görenin
Dini imanı yenilerdi
 
   Biricik kardeşi Topuz Bey’in ölümüne çok üzülen Şerife Hatun: Bundan böyle kutnu kumaş giymeyeceğim, hiç gülmeyeceğim, üstüme telhis şilte giyip, kuru ekmek yiyeceğim diyerek karalar bağladı. Ömür boyunca kardeşinin yasını tuttu. Aradan yıllar geçti, Şerife Hatun yaşlanmış tanınmayacak bir halde Çukurova’da doğduğu köyüne geldi. O gün tesadüfen köyde bir ölü var idi. Baba evine gitmeden doğruca ölü evine vardı. Onu görenler sandılar ki her hangi bir köyden baş sağlığına gelen biridir. Ölünün bulunduğu oda da kadınlar toplanmışlar sırasıyla ağıt yakıp ağlaşıyorlar. Odanın en uç köşesine geçti oturdu başını duvara dayayarak ağlamaya başladı. Ölü sahiplerinden bir kadın eve kimler gelmiş, kimler gelmemişler diye etrafta bulunanlara bakınırken, köşeye çekilmiş bir çocuk kadar küçülmüş hırpıt hırpıt (9) yamalıklı şilteden yapılmış elbiseli ihtiyar bir kadın, kendi halinde ağlayıp duruyor.
 
   Kadının yanına vardı; “Kele bacım sen kimsin? Bir bak da yüzünü göreyim” dedi. “Sende dertlisin ki bize gelip başsağlığı verir ağlar durursun. Şöyle aramıza yaklaş” diyerek ölünün yanına getirdi. Kimseler onu tanımadı. Şerife Hatun’a ölünün giysisini verdiler. Şerife Hatun elindeki giysiye bakarak bu giysinin Topuz Bey’in, ölen de Topuz Bey’mişçesine o da bu gün ölmüş gibi yüreğinin en acı köşesinden şöyle söyleyerek kendisini tanıttı.
 
Demircili büyük ören
Var mı gardaşı mı gören
Salını, salını gelen
Ben Topuz’un Bacısıyım
 
Gelinin giydiği peten (10)
Üstü atlas, altı seten (11)
Binip de ılgara yeten
Ben Topuz’un Bacısıyım
 
Topuz benim allı başım
Sarı altınım, gö (12) kuruşum
Kıyma felek kul oluyum
Bundan gayri yok gardaşım
 
Topuz beni yaslandırdı (13)
Altınımı paslandırdı
Üstüme şilte giydim de
Kardeş beni seslendirdi (14)
 
Topuz benim, ağam kendi.
Arkadan yıkıldı bendi
Azıycacık tehem(15) verin
Amanın ciğerim yandı
 
Heril (16) donumu atarım
Çıkla (17) karaya batarım
Ölürüm, Topuz ölürüm
İnşallah arkandan yeterim
 
Kabaktepe tablak, tablak
Kara sakal yüzü apak
Topuz benim babam olu
Yüzbaşıya vururdu şaplak
 
Kabaktepe uğru köklü
Kervan gelir şerit yüklü
Gardaşın göçü geliyor
Girgin yöklü (18) tor dayaklı
 
Biner atın tavlısına (19)
Kaput bağlar sayrısına
Dayanamaz babam olu
Gözü büyük yavrusuna
 
Hota babam olu hota(20)
Kim yetmiş ki bende yetem
Kara sakal, bel bir tutam
Ben Topuz’un Bacısıyım
 
Öznenin giydiği keten
Altı seten, üstü peten
Ulaşıp da ılgara(21) yeten
Ben Topuz’un Bacısıyım
 
Biner atın taylağına
Sürer yolun saylağına
Şöhret için çan döğdürür
Dizi büyük daylağına (22)
 
Akmaşat dedem kışlağı
Aşılık (23) ondan aşağı
Yazdırırdı (24) beyin gızı
Atlasdan (25) dört döşeği
 
Kesme surun önü kısık (26)
Altında bağ yeri esik (27)
Gardaşa gonalım dedim
Taşköprü’yü gölge basık
 
Öşekçi’nin (28) günden yüzü
Hep oralar ceren izi
Geceyi sabah etmiyor
Benden beter beyin kızı
 
Öşekçi’nin güneyine
Seyfi  (29) tüner dünağına
Üç tuğlu vezir inerdi
Gardaşımın gonağına
 
Bizim yayla kar yatağı
Sariyecek (30) gül bitağı
Topuz benim bir gardaşım
Sırmalı zubun etağı.
 
Keklik kekliğe takılar
Kuran okuyor fakılar (31)
Gardaş kondu yurt eyledi
Sarı sümbüllü sekiler.
 
Öşekçi’nin günden yüzü
Belli olur kekliğin izi
Atlas yüzlü dört döşeği
Yazdırırdı (32) beyin kızı
 
Akmaşat'ın kelileri (33)
Av ediyor delileri
Yükü kumaş, dengi haral (34)
Yorgun gelmiş tülüleri
 
Sariyecek kar yatağı
Kabaktepe (35) gül biteği
Topuz benim bir gardaşım
Sırmalı zubun (36) eteği
 
Demirçili düşek düşek (37)
Belinde ibrişim kuşak
Galan (38) Topuz gelmedi
Beklemesin bizim uşak
 
 
   Bu Ağıda ilaveten yazmadığım birçok kıta daha var hepsini de zaman içinde aynı kişi söylemiştir. Bir de Topuz Ağa’nın ağıdı vardır. Tomarza’nın Taf Köyünde birbirine karıştırmamak lazım. Topuz Bey tek başına araştırma konusu. Enazından bu kıymetli kişiyi gündemde tutmak. Eğer ki genç biri olsam ve önümde zamanım olsa idi bir on yılımı Topuz Bey’e adar onu araştırır, çok az kişi tarafından bilinen bu kahraman Avşar Bey’ini yazar, halk kahramanı olarak Türk Milletine armağan ederdim. İnşallah biri ilgilenir de benim yapamadığımı yapar. Bu yiğit kişiyi karanlıktan aydınlığa çıkartır. İrecepli Avşarlarından Çerkez Bey ve oğlu Mehmet Bey de araştırılmalı. Bu kişiler yazılarak Avşar tarihinin bir bölümü aydınlanmış olur. Bütün öykülerimin içinde beni en çok etkileyen kişi Topuz Bey’dir.
 

1-  Şar: Kent, şehir.
2-  Akmaşat: Kadirliye bağlı bir köy.
3-  Sultani: Mısır, Trablus ve Cezayir darphanelerinde basılan Osmanlı altını. 
4-  Kutnu: Pamuk veya ipekle karışık pamuktan dokunmuş kalın, ensiz kumaş türü.
5-  Kabaktepe: Kayseri ili, Sarız İlçesine bağlı bir köy.
6-  Angıt: Kuşlar (Aves) sınıfının, kazlar (Anseriformes) takımının, ördekgiller (Anatidae) familyasından, 35 cm kadar uzunlukta, pas kırmızısı renkte, Orta Asya'dan Avrupa'ya yayılmış, yurdumuzun büyük çoğunluğunda yerli olup yalnız Trakya için göçmen olan, göl ve nehir kenarlarında yaşayan bir tür. Angut, kazarka.
7-  Dündar: 1. Dindar. 2. Eski ordu düzeninde artçı birlik.
8-  Dumulamak: Ötmek.
9-  Hırpıt: 1. Çok eski yamalı giysi. 2. Üstü başı yırtık, perişan kılıklı (kimse).
10-Peten: Bir tür kumaş.
11-Seten: 1.Bulgur, yarma dövülen dibek taşı. 2.Tahılın kepeğini ayırmaya yarayan, hayvan ya da suyla döndürülen dikey konulmuş değirmen taşı. 2. Satin, saten, atlas benzeri bir kumaş. 3. Beziryağı çıkarılan yer, bezirhane.
12-Gö: Mavi, masmavi. Gök, gökyüzü.
13-Yaslandırdı: Yasa boğdu
14-Seslendirmek: Hissedilen bir duyguyu, düşünülen bir fikri dile getirmek, duyurmak.
15-Tehem: Ara.
16-Heril: Çiçekli kumaş.
17-Çıkla: Tüm, tamamen, hep, bütün.
18-Yöklü: Yüklü.
19-Tavlısına:  1. İşlenecek bir nesnede bulunması gereken ısının, nemin yeterli olması durumu. 2. Hayvanlarda besili olma durumu. 3. En uygun durum ve zaman. 4. Güç, kuvvet. 5. İşin, ürünün olgunlaşma, erginleşme zamanı. 6. Kıvam. 7. Döğülebilecek duruma gelmiş kızgın demir.
20-Hota: Fiyaka, Gösteriş, övgü, alkış.
21-Ilgara: Hayvanın yürümeyle koşma arası yürüyüşünü anlatır.
22-Daylak: 1. Dişi deve. 2. Damızlık erkek deve. 3. Boynunda tüy olmayan pehlivan deve. 4. Deve yavrusu. 5. At, eşek yavrusu. 6. İki yaşında hayvan. 7. Sakalı, bıyığı çıkmamış delikanlı. 8. İnce uzun boylu kimse
23-Aşılık: Kayseri ili, Pınarbaşı İlçesine Kadılı köyünde bir dağ.
24-Yazmak: Sermek, açmak, yaymak (halı, örtü, yatak vb. için).
25-Atlas: Yüzü parlak, sık dokunmuş bir tür ipekli kumaş, saten.
26-Kısık: 1. İki dağ ve tepe arasındaki dar geçit, boğaz. 2. Dağların kuytu yeri. 3. Uçurum. 4. Dar yer, iki kayanın arası. 5. Dar ve uzun sokak, yol. 6. Köşe, bucak, ara. 7. Çıkmaz sokak, eğri büğrü yol. 8. Yol dönemeci. 9. Sıralanmış tepelerin küçük vadileri. 10. Yüksek kayalıkların üstündeki aralıklar, yarıklar.
27-Esik: Çukur yer.
28-Öşekci: Kayseri ili Pınarbaşı ilçesine bağlı Demircili Köyünde bir dağ. Adını derisinden kürk yapılan tilki cinsinden bir hayvan, öşekten (vaşak) almıştır.
29-Seyfi: Gözleri güzel Şahine benzer bir çeşit avcı kuş.
30- Sariyecek: Kayseri ili Pınarbaşı İlçesine bağlı Kadılı Köyünün yaylası.
31-Fakı: Hoca.
32-Keli: 1. Taş ve toprak yığarak yapılan bağ, bahçe ve tarlaların sınırı. 2. Dağ ve tepelerin eteği. 3. Dağ ve tepenin en yüksek noktası. 4. Taşlı, verimsiz tarla.
33-Haral: Kıldan ya da ketenden yapılmış büyük çuval.
34-Tülü: 1.Uzun tüylü, güreşçi erkek deve. 2.Buhur ve adi devenin çiftleşmesinden doğan erkek deve.
35-Zubun (Zıbın): 1. Kadınların giydikleri kolsuz dış gömleği. 2. İç yeleği. 3. El tezgâhlarında dokunan kalın bezlerden yapılan, astarsız ceket. 4. Yelek. 5. Kadın giysisi. 6. Kadınların giydiği üçetek giysi. 7. Mintan. 8. Önü açık çocuk giysisi. 9. İki etekli uzun giysi. 10. Kısa kollu iç gömleği. 11. Kısa ceket. 12. Paçaları dar erkek donu. 13. Şalvar.
36-Düşek: 1. Vurulan bir kimsenin düşüp öldüğü yer. 2. Vurulan bir kimsenin vurulduğu yerde taş yığınlariyle yapılmış, 1-2 metre çapında, 50-60 cm. yüksekliğindeki mezarı.
37- Galan:  Bundan sonra, artık, gayrı.
KİTAPLAR
ŞAİRLER