GELENEKLER

17 - KÖNES AVI


KÖNES AVI
 
   Anadolu kültüründe kullanılan ismini duyduğumuzda zihnimizde çeşitli güzellikleri çağrıştıran hayvanlar vardır. Nitekim aziz Milletimiz, bu güzel hayvanların isimlerini çocuklarına koymakta hiç tereddüt etmemişlerdir.
 
   Kim bir türküde turnayı yahut dudu kuşunu duysa bir güzeldeki vasıfları ona özgüler. Bu güzelliklerden biri de cerendir. Cerene dair onlarca bozlak söylenir, sevgililer cerene benzetilir. Anadolu bozkırlarının yaban koyunu; bozkırın müdavimi Türkmen’in en çok gördüğü bu güzel hayvan, güzelliğin yeryüzündeki tezahürlerinden biridir. Ondan olsa gerek ki, yetişen sarı yazmalı mor belikli genç kızlar hep cerene benzetilir.
 
   Nitekim güzel bir Osmaniye türküsünde:
 
“Şu cerenin kaşı gözü sürmeli
Şu cereni nerde bulup sevmeli
Şu cereni sevdiğine vermeli
Sabahtan karşıma geldi bu ceren
Aklımı başımdan aldı bu ceren
 
…” diyen âşık cereni sevgilisine ne de güzel benzetir.
 
   Anlatacağımız hadise de bozkırın güzel cerenlerinden birinin hikâyesidir. (Hikâye daha önce de rahmetli Emir Kalkan tarafından kaleme alınmıştır.) Hadise, rivayet o ki 19. Yüzyılda geçmiştir. Avşar Boybeylerinden Hacı Beyin kızını, Bozoklu Bayat Boyunun Boybeylerinden Pehlivanoğlu Abidin Bey ister. Lakin yaylalara meftun bir Türkmen asilzadesinin kızını almak öyle kolay değildir. Zira evlenecek kızın iradesi her şeyin önünde gelir.
 
   Gerçi eskiden kız isteme merasimlerinde ilginç şeyler olurdu. Genellikle kız, babayı kırmaz bir anlamda kızın gönlünün olduğu kişiler tarafından istenip de, baba bu işe rızası olup olmadığını kızına sorduğunda; kızın cevabı “Babam beni nereye keserse, benim kanım oraya akar.” deyip, babanın da gönlünü alırdı, ayrı mesele.
 
   Hikâyeye dönelim, Pehlivanoğlu Abidin Bey bizim Araphasanlı Hacı Beyin kızını isteyince, kız ünlü Bozoklu Beyini reddedecek: “Çölün tazısı dağın cerenin alamaz.” diyecektir. Bu aşağılama karşısında Abidin Beyin çok içerlediği rivayet olunur.
 
   Ancak, konar-göçer Türkmenleri iskân için uğraşan Devletle, bu aşiretler arasında zaman zaman sorunlar yaşanmaktadır. Bu yüzden birçok Türkmen aşiretinde olduğu gibi Avşarların Rakka’ya ve Bozok’a sürgünleri bilinmektedir.
 
   İşte gel zaman git zaman, Pehlivanoğlu Abidin Beyin hâkimiyet sahasındaki Bozok’a (Yozgat Kırıkkale Kırşehir muhiti) Avşarlar sürgün edilir. Aşiret çok zorda kalmıştır. Çadır kuracak hayvan otlatacak yer yurt bulma konusunda sıkıntı yaşamaktadır. Yörenin ünlü ayanları (Çapanoğlu, Pehlivanoğlu gibi aileler) Osmanlı Sarayının talimat ve desteği ile aşiretlere göz açtırmamaktadır.
 
   Bu arada dağın cereni biraz daha büyümüş serpilmiş ancak evlenmemiştir. Pehlivanoğlu Abidin Bey Avşarların bu zor durumunu değerlendirerek tekrar kızı istetir. Aşiret ağaları, beyleri toplanır ve durumu değerlendirdikten sonra kızı vermek zorunda kalırlar. Zira Aşiret zordadır, kızın verilmesiyle Bozoklu tarafından biraz gevşeme olur.
 
   Gerdek gecesi Pehlivanoğlu Abidin Bey Avşar Beyi’nin kızının yanına gelince; “Hani dağın cerenini çölün tazısı alamaz diyordun, ne oldu?” der.
 
   Bunun üzerine Bey kızı meşhur sözü söyler: “Karın yağıp da könes avı olacağını bilemedim.”
 
   Bilindiği üzere könes, köpek ile tazı karışımı bir hayvandır. İşin doğrusu pek de makbul ve değerli bir hayvan değildir. Bey kızının Abidin Bey’i önce tazıya benzetip; evlendikten sonra da, hiç geri adım atmayarak, ondan daha kötü bir şekilde könese benzetmesi yörede dilden dile söylene gelmiştir.
 
   Hikâye böyle biter ama Avşarın çilesi sürgünde iken devam etmiştir. Dağın cerenini, könes avı yaptırmak Avşarların onuru incitmiştir. Bir yandan gözlerini açtıkları düğünü derneğini yapıp, cenazelerini koydukları ata toprakları gözlerinde tütmektedir. Ayan baskısından kurtulup, tekrar ata yadigârı topraklara dönebilmek için, iş cenge döner ve Avşarlar, Pehlivanoğlu Abidin Bey’i öldürür.
 
   Abidin Bey’in ölümü ile ortaya çıkan yönetim boşluğundan faydalanan Avşarlar için artık Binboğaların soğuk suyunu içmeye engel kalmamıştır. Bir daha da ayrılmamak üzere ata yurduna dönerler.
 
   Bu vesile cümle dostları muhabbetle selamlıyorum. (Necip Topuz)
KİTAPLAR
ŞAİRLER