GELENEKLER

2 - KARACAOĞLAN'A DAİR

KARACAOĞLAN'A DAİR

   Geçenlerde Dadaloğlu'nu yazmıştık. Ozanlara başlanmışken yetiştiğimiz çevrenin en önemli ozanından bahsetmemek olmaz. Karacaoğlan köken olarak hatırladığım kadarıyla Farsaktır. Kimine göre Feke'nin bir köyünde, kimine göre ise Düziçi'nin bir köyünde doğar. Vakıa o ki Dadaloğlu gibi Toroslarda - Binboğalarda- Tahtalı Dağlarında yaşamıştır.
 
Nitekim bir şiirinde:
 
"Afşar Beylerinde gördüm bir güzel 
Kozan Ovasından çeker göçünü 
Kadir Mevla’m övmüş kendin yaratmış 
Sırma ile karıştırmış saçını"
 
   Çukurova ve Toroslar - Tahtalı ve Binboğa dağlarında konup göçen Avşar Türkmenleri ile irtibatı olduğu açıktır.
 
   Türk Halk Şiirinin hiç tereddütsüz en güzel aşk şiirlerini söyleyen ozandır. Konar - göçer Türkmenler arasında yetişen diğer ozanlar gibi Karacaoğlan'ın da hayatı hakkında yeterli bilgi yoktur. Yeterli bilginin olup olmamasının bir ehemmiyeti var mıdır tartışılır. 

   Çevresini o kadar etkilemiştir. Bendeniz dahi yörede kendisi türkü söyleyen kimi halk ozanlarının "Naçar Karacaoğlan naçar/ Kara günde gelir geçer" kalıbını şiirlerinde kullandığına şahidim. Kim bilir belki bu şiirler de 100 yıl sonra araştırmacıların eline geçtiğinde ozanın bu kalıbı kullanması sebebiyle Karacaoğlan'a ait diye savunulur.
 
   Badeli âşıktır Karacaoğlan; yağan karda sevdiğini görür:
 
"İncecikten bir kar yağar
Tozar Elif Elif diye
Deli gönül abdal olmuş
Gezer Elif Elif diye"
 
   Türkülerinin birçoğu derlenmiş ve TRT Repertuarına girmiştir.

   Şunu da söylesek çok iddialı söz sarf etmiş olmayız sanırım. Hece vezniyle şiir yazan şairlerimizin tamamını etkilemiştir Karacaoğlan. Belki de Türkçe'mizin bu günlere gelmesinde en büyük emeği olan ozandır.
 
   Akildir. Verdiği nasihatlerde eskilerin deyimi ile her bir mısraı bir gazi altını eder, sadece başkalarına değil kendine de nasihat etmeyi ihmal etmez doğrusu:
 
"Evvel sen de yücelerden uçardın
Şimdi enginlere indin mi gönül
Derya deniz dağ taş demez geçerdin
Karadan menzilin aldın mı gönül"
 
   Allah için çapkınlığı dillere destandır. Bu konuda öyle egoisttir ki kendinin olmayanı güzel bile kabul etmez: 
 
"Ben güzele güzel demem
Güzel benim olmayınca
Tomurcuk gül gazel olur
Vaktinde derilmeyince"
 
   Yine bir şiirinde bu hususta:
 
"Gönül ne gezersin sarp kayalarda
İniver aşağı yola gidelim
Bir güzel sevmeyle gönül eğlenmez
Gel güzeli bolca ile gidelim."
 
   Ancak Karacaoğlan yine de kendini "Güzel sever diye isnat ederler / Benim haktan özge sevdiğim mi var" şeklinde ifade eder.
 
   Ve aslında güzele meftundur, sevgiliden ayrılıkla ölüm birbirine ne çok benzer:
 
"Karac'oğlan der ki kondum göçülmez
Acıdır ecel şerbeti içilmez
Üç derdim var birbirinden seçilmez
Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm"
 
   Birbirinden güzel türküler söylemiştir:
 
"Yeşilbaşlı gövel ördek
Uçar gider göle karşı
Eğricesin tel tel etmiş
Döker gider yâre karşı"
 
   Sevdiği kendi adını söylemediğinde de o adı hatırlamayacak kadar da sevdalıdır:

"Adım ne idi unuttum
Sorulmayı sorulmayı"
 
   Değerli dostlarım, aşağıda linkini verdiğim Videoyu bendeniz hazırladı. Bizim köyde akrabamız olan ve Bozlakları çok güzel seslendiren Nuri Sezgin'den bizzat kaydetmiştim. Allah ona sağlıklı uzun ömürler versin. Fotoğraflarda bizim yöreye ait. (Tabi ki tarafımızdan çekildi. Söz konusu Karacaoğlan Türküsünü ben daha önce duymamıştım. İşin doğrusu literatüre çıkmış mıdır onu da bilmiyorum.
 
   Son söz olarak büyük Ozanın bir nasihatine kulak verelim:
 
"Dinle sana bir nasihat edeyim
Hatırdan gönülden geçici olma
Yiğidin başına bir iş gelirse
Onu yâd illere açıcı olma"
 
   Selam ve muhabbetle...

KİTAPLAR
ŞAİRLER