GELENEKLER

Yılmaz ILIK Biyografi


Yılmaz ILIK

   1940 Yılında Kayserinin Pınarbaşı ilçesi Kadılı köyünde 14 kardeşli bir Avşar ailesinin beşinci çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Köyünde okul olmadığı için ancak 11 yaşında Kadirli’nin Büyükçeyanlı Köyünde İlkokula başlayabilmiştir.

   1956 yılında Kayseri Gazipaşa İlkokulundan mezun olmuştur. Erzurum ilinin Dumlu bucağında askerliğini yaptıktan sonra 1963 yılında Batı Almanya’ya işçi olarak gitmiştir. Orada kendisine yedi çocuk veren eşi Fidan Hanım ile evlenmiştir. Çocuklarının Alman Kültürü ile yetişmesini istemediğinden 1976 yılında Yurda kesin dönüş yapmıştır.

   17 yıl kaldığı Almanya’da ilk müteşebbis Türk olmak için 572 ortaklı Özgür – Emek AŞ.’yi Almanya’da kurup Alçıpen Fabrikası’nı Türkiye de inşa edip, faaliyete geçirmek için kredi talebinde bulunulmasına rağmen, o sıralarda Türkiye de yaşanan ekonomik kriz nedeniyle kredi talebi karşılanamamıştır. İlk defa olarak kendisi tarafından hazırlatılan geniş çaplı fizibilite raporu şimdi ki alçıpen fabrikasının kuruluş aşamasında ilgililere yol göstermiş bu anlamda küçük de olsa yine de yurduna bir katkı sağlamıştır.

   1979 yılında Kayseri’de Çağdaş Lokantası’nı işletirken çok sayıda ki lokantacıları bir araya getirmek ve yasal bir topluluk oluşturmak için Kayseri Lokantacılar ve Pastacılar Odası’nı kurmuş, ilk Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yapmıştır.

   Avşar olması sebebiyle çocukluktan beri duyup dinlediği ve hatta bizzat içinde yaşadığı birçok ağıt, masal ve hikâyeyi 1977 yılında Günaydın Kayseri Olay Gazetesi’nde “Binboğa’dan Öyküler” adlı köşesinde yayımlamıştır.

   1986 yılında geldiği Antalya’da Almanya’da öğrendiği Alçı Dekorasyon üzerine firma açmış ve 2003 yılında BAĞ-KUR’dan emekli olmuştur.

   Dört kız çocuğu Üniversite mezunu, iki oğlu iş adamı olup bir kızı da Güzellik uzmanıdır. Kalabalık bir aileden gelen Yılmaz Ilık’ın 8 kız, 5 erkek torunu vardır.

   Yılmaz Ilık halen Dünya’nın en güzel yeri; çünkü çocuklarımın hepsi yanımda dediği Antalya’da yaşamaktadır.

   Asla yaşadığı acıları ve hayatın anlamını unutmadı. Büyük umutları ve rüyaları vardı. Hayatı hep dolu dolu yaşadı. En büyük hayallerinden birisi de bu kitabı eline almaktı.

   Küçücük yüreğinde yaşadığı annesizlik özlemi ile belki de hep gidenlerin arkasından ağladı ve ağlayanlarında yüreğindeki acıyı duydu. Avşar’ın Acıyan Yarası aslında onun ta içinde hep yaşadı. Şimdi bu acıyı çok güzel hikâyelerle bizimle paylaşıyor.
KİTAPLAR
ŞAİRLER