GELENEKLER

1 - NE DEYİM DE NE SÖYLEYİM

NE DEYİM DE NE SÖYLEYİM
 
 
   Pınarbaşı uzun yaylada Çerkezlerle Avşarlar arasında yurt edinme konusunda kavgalar yıllarca sürer gider. Bu kavgaların sonucunda yüzlerce evin ocakları söner. Maraş, Sivas paşaları araya girer, Çerkezlerle Avşarları barıştırırlar. Birbirlerine kız verir alırlar. Gelinler eskiyince kavgalar tekrar alevlenir. Buna benzer durumlar yıllarca devam eder. Padişahlardan da fer­man gelir sulh içinde yaşamaları için. Kim dinler padişahın fermanını ölür öldürürler birbirilerini.
 
   Çerkezlerle Avşarların barışık olduğu bir dönemde ünlü bir Avşar beyi ölür. Taziye için Çerkez beyi, ölen Avşar beyinin obasına gider. İkram izzet gördükten sonra, hazırda bulunan Avşarlar ağıt söyleyerek ağlamaya başlarlar. Sanki ölü şimdi ölmüş gibi. Bu hali gören Çerkez beyi yadırgar. Yanındaki ge­tirdiği tercümana sorar ne oldu, yeni ölen birimi var? Yoksa başlarına gelen kötü bir şey mi oldu?
 
   Tercüman Çerkez beyine ağıtın ne olduğunu anlatır. Avşarlarda sayılan sevilen bir adam ölürse ona ağıt yakarlar onun unutulmaması için. Ne güzel şeymiş bu, öldükten sonra yıllar­ca anılmak. Uzun Yaylanın Akviran Köyünden Çerkez Patin Bey der ki oracıkta, ben ölürsem aynen Avşar beyleri gibi bana da ağıtlar yakılsın. Adım şanım yaşasın der, giderler. İnsan kalıcı değil ya, bir gün olur, Çerkez Patin bey ölür. Vasiyeti yerine getirilmesi gerekli. Bütün Çerkez kadınları toplanır ağla­şırlar. Ama hiç birisi iki kelimeyi yan yana getirip ağıt yakarak, Patin Beyin vasiyetini yerine getiremezler. Bu işi ancak bir Avşar’ın yapabileceğini düşünerek cins Çerkez atları hazırlanır, biner gençler, sürerler Avşarlara. Gelip Avşar beyine durumu­nu anlatırlar. Bey bu işi Hasa Köyünde Kamer Altan isimli hatunun yapabileceğini söyler. Hassa Köyündeki ağıtçı Kamer Hatunu alır Akviran Köyüne getirirler.
 
   Kamer Hatunun geldiğini gören meraklılar, yarılırlar yol verirler. Kamer Hatun ölünün yanına oturur. Bana bu ölünün esbapından (*) verin der. Beyin ceketini getirip eline verirler. Kamer Hatun elindeki deri ceketi bir sağa bir sola evirir çevirir. İçinden söyleyecek bir şey geçmez. Türkçe bilenler; haydi de ne diyeceksen de, de biz de belleyek derler. Kamer Hatun açar ba­kar ölünün yüzüne, burnu uzun, yüzü kıllı, sarı tüylü, yüzü çilli, yedikleri darı, giydikleri deri, gözü gö, benizleri sarı bir millet­ten biri. Kamer Hatunun ciğeri yanması gerek ağıt söylemesi için, esmer tenli kara göz kara kaşlı olması gerekli. Bu adamı görünce ağıt söylemek için, içinden bir şey geçmez. Geçmişte kalan olaylar gelir geçer aklından. Onu dinlemek isteyen me­raklılara dönerek:
 
Ne deyim de, ne söyleyim
Ölü bizim olmayınca
Birer, birer Çerkez mi biter
Beşer, beşer ölmeyince
 
   Dinleyenlerden biri: Bu ne biçim ağıt bacım, ne diyeceksen doğru de.
 
Teneşiri tahtı idi
Ölünecek vakti idi
Ne deyim de ağlayayım
Ciğerimi yaktı idi
 
   Türkçe bilmeyenler tercümana sorarlar, ne dedi, ne dedi? Tercüman tercüme eder. Bunu duyanlar aman susturun şu kadını yoksa vallahülazim hepimizi öldürecek derler.
 
   Çerkez dostlarım kusura kalmasınlar, başkası söylemiş ben de yazdım. Patin beyi rahmetle anıyorum.
KİTAPLAR
ŞAİRLER