GELENEKLER

3 - BEKİR ÖĞRETMEN’İN AĞIDI

BEKİR ÖĞRETMEN’İN AĞIDI

   Uzun zamandır edebi yazılara ara vermiştik. Bu gün nedense "Bekir Öğretmen’in Ağıdı" aklıma geldi.

   Bekir Öğretmen aslen Kayseri İncesu ilçesinden döneminin deyimi ile bir "Başmuallim". 1938 yılında Kayseri Sarız ilçesi Yalak nahiyesinde (Yalak Kayseri'ye aşağı yukarı 160 km uzaklıktadır) öğretmenlik yapmakta iken Büyük Gazi'den hemen sonra zatürreden ölür.

   O yıllar göz önüne alındığında Yalak'ta öğretmenlik yapmanın ne büyük fedakârlık olduğu hususu her türlü izahtan varestedir.

   Öteden beri, Cumhuriyetin ilk yıllarının eğitim neferlerinin gerçek idealistler olduğunu düşünmüşümdür. Zira eğitim düzeylerine rağmen gidip eğitim verdikleri yerler bu gün bile öğretmenlerimizin tayini çıktığında gitme konusunda biraz dudak bükecekleri yerlerdir. Paris'te müzik eğitimi almış Veysel Arseven'in Pazarören Köy Enstitüsünde müzik öğretmenliği yapması bunun en güzel örneklerindendir.

   Bekir Öğretmen vefat edince Avşar'ın ağ pürçekli hatunları onun verdiği emeği gözeterek ağıt yakmadan uğurlamazlar. Nitekim Yeter Ana aşağıdaki ağıdı yakarak büyük bir vefa örneği gösterir:
 
Altın yüzük parmağında*
Kaput giyer tırnağında 
Burda bir muallim ölük 
Atatürk'ün örneande (örneğinde)
 
Hasta Bekir Beyim hasta
Gara kekil deste deste
Anan ağlar, bacın ağlar
İncesu'ya varır posta.
 
Yekin Bekir Beyim yekin 
Dakım giyer döküm döküm 
Tel çekin Hâfız Efendi 
Angaradan gelsin hekim.
 
*Orhan Göksel Aydemir (Türk Folklor Araştırmaları Dergisi; Nisan 1965 Sayı: 189 Yıl:16 Cilt:9 Sayfa:3708)

İzah: Açıklama
Vareste: 1. Kurtulmuş. 2. Uzak.
Ağ: Ak, beyaz.
Pürçek: Şakaklardan sarkan saç, zülüf.
Kaput: Palto
Muallim: Öğretmen.
Ölük: Ölmüş, cansız.
Yekin: Davranmak, olduğu yerden fırlamak, ayağa kalkmak, kalkmak için hareket etmek, kımıldamak.
Tel: Telgraf.
Angara: Ankara
KİTAPLAR
ŞAİRLER