GELENEKLER

8 - SUAL EYLER BENDEN DAĞLAR NE DEYİM

8 - SUAL EYLER BENDEN DAĞLAR NE DEYİM
 
   Şiire konu olan olay çeşitli biçimlerde anlatılmaktadır:

   1865 yılında Derviş Paşa'nın Fırka-i İslâhiye denen ordusuyla Avşarlar arasındaki savaşı anlatmaktadır.(Emir Kalkan, Türk Dünyası Araştırmaları, sayı: 19, s. 69) Bu görüş gerçeklere aykırıdır. Çünkü Çukurova'da, özellikle Ceyhan (Yarsuvat) yöresinde Avşarlar ile Osmanlılar arasında bir savaş olmamıştır. Avşar, Osmanlı çarpışması Sis (Kozan) ve Feke yörelerinde olmuştur. Bunun böyle olduğunu Fırka-i İslâhiye’nin ikinci adamı Ahmet Cevdet Paşa'nın Ma’ruzat ve Tezakir adlı eserlerinden de anlamak mümkündür.

   Başka bir görüşe göre, Çukurova'daki öteki Türkmen oymakları Avşarlar'a karşı birleşirler ve büyük bir kavgaya tutuşurlar, sonuçta bunlar Avşarları yenerler.
Bu kavganın asıl öyküsü de, edinilen son bilgilere göre şöyledir: Ceritler Ceyhan nehrinin sol kesiminde, Avşarlar da sağ kesiminde kışlarlardı. Otlak ya da başka bir nedenle Ceritler ile Avşarlar çetin bir savaşa tutuşurlar. Bu kavgada Avşarlar yenilgiye uğrarlar ve Kozan üstlerine doğru çekilirler. Anlatılır ki, Avşarların 900 atlısından ancak yüz kadarı kalmıştır.

   Dadaloğlu bu duruma çok üzülür, "Biz Yaylalara, Binboğa dağlarına bu olanları - olayları nasıl anlatırız, onlara ne diyeceğiz" diyerek hayıflanır ve bu şiiri söyler. Kimi anlatımlarda ise "Dadaloğlu'nun aşireti kavgayı kaybeder, savaşçıların boğazından ekmek aşmaz olur."

   Gerçekten Çukurova'da bugün iki tane Avşar Mezarlığı vardır: Bunlardan birisi Ceyhan'ın Mercin köyü yakınlarında, öteki daha kuzeyde Akdam köyü yakınlarında. Burasına şimdi de Avşar Mezarlığı denir. Güney Türkmenleri burada çetin aşiret kavgaları olduğunu belirtmektedirler. Bir başka söylentiye göre, bu şiir, Fırka-i İslâhiye’den önceki bir Avşar - Osmanlı savaşını anlatmaktadır.

Elem geldi elde değil gaziler
Akar gözüm yaşı çağlar ne deyim
Sağ selamet geçticeğim Binboğa
Sual eyler benden dağlar ne deyim
 
Deh bire deh bire nazlı kır atım
Yarsuvat ‘ta kaldı atım pusatım
Gelinler dul kaldı yavrular yetim
Gelir babam deyi ağlar ne deyim
 
Elde gezer koç yiğidin cıdası
Kara geldi bin iki yüz senesi
Koc'aslan Kenan'ın Elif anası
Çıkar yollarımı bağlar ne deyim
 
Gelin yarenlerim yanıma gelin
Beni sağ komayın bir kılıç çalın
Sekiz yüz çadırda sekiz yüz gelin
Al çıkarır kara bağlar ne deyim
 
Der Dadal'ım yoyamadım düşleri
Dikemedim şehidime taşları
Yarsuvat'ta olup biten işleri
Sual eyler benden sağlar ne deyim
 

Yarsuvat: Ceyhan.
Pusat: Araç, savaş aracı.
Cıda: Kargı, sopa gibi savaş aracı.
Yoymak: Yorumlamak
Bin iki yüz yılı: Bunu bin iki yüz üç diye söyleyenler de vardır. Eski takvime göre hesaplamak gerekir. Burada net bir tarih yerine yüz yıl olarak düşünmek uygun olur. Söz gelimi "yirminci yüz yıl" der gibi.
Koca Aslan Kenan : Elif ananın biricik oğludur. Kavgaya götürülürken Elif Ana: "Etmeyin, eyleme­yin, Kenan benim biricik oğlum, onu kavgaya götürmeyin" demişti. Onlar da sağ selamet onu geri getireceklerine dair söz vermişlerdi. Fakat kavgada Kenan ölmüştür. Şimdi Elif Ana'ya durum na­sıl anlatılacaktır.
Sekiz yüz çadır: Bu tarihlerde sekiz yüz çadırlı Türkmen grupları olduğunu Avrupalı gezginler anılarında anlatırlar. Burada sekiz yüz çadırlı Avşar oymağı.
Şiir, 1979 yılında Kayseri- Sarız'dan Hasan Gürbüz Pınarbaşı Cinliyurt köyünden Durdu Demirel ve Kadirli-Avşarlar köyünden Mahmut Taşkaya'dan derlenmiştir.
KİTAPLAR
ŞAİRLER