GELENEKLER

7 -SOĞANLI DAĞI’NA

SOĞANLI DAĞI’NA
 
   1970’li yıllarda Battal Korkmaz’ın yüzü geçkin koyunu vardı. Koyunları da rahmetli kendisi gütmektedir. Koyun ile kuzuların beraber yayıldığı günlerde beş veya yedi tane kuzusu kaybolmuştur. Dağları arar ve bulamaz. Bir gün Mullali EDE “Soğanlı Dağının, Dumanlı yaylasındaki Aydınlı Aşiretin (Yörükler) de kayıp (yitik) kuzu varmış, senin kuzular orda olabilir, isterseniz oraya gidin bakın” der. Rahmetli Battal Korkmaz “Oğlum Mustafa; Mullali dedi ki Dumanlıdaki Aydınlı Aşiretinde yitik kuzu varmış, oraya gidelim de kuzulara bir bakalım” dedi.

   Bir gün sabahleyin erkenden kalkar ve Dumanlı yaylasına gitmek için evden çıkarlar. Kuruçay’a iner, Kuruçay’dan, Cinliyurt’un yaylasında dört oluklu yelli yelli soğuk buz gibi akan çeşmeden su içerler. Suyu içip biraz daha yukarı çıkınca Battal Korkmaz “Oğlum Mustafa ben gamlandım (efkârlandım) Dumanlı’ya çıkınca ben duramam buralara bir destan söylerim” der.

   Cinliyurt’un yaylasından yol dereye yukarı çıkıyor, yukarıdan da dereye şırıl şırıl su akıyor, Mayıs ayı, dağlar yemyeşil, sümbüller, reyhanlar, nevruzlar, çiçekler açmış tatlı tatlı kokuyor. Şırıl şırıl akan su sesiyle, temiz ve tatlı tatlı kokan dağın ve doğanın kokusuyla Dumanlı’ya çıkarlar. Manzara çok güzel, yeri yüksek olduğu için her taraf görünüyor. Taplaklar da ve yüksek olan yerlerde kar var.

   Dumanlı: Soğanlı dağının yükseğinde zirveye yakın olmasına rağmen yerden öbek öbek sular kaynıyor, çimen ve yeşil otlarla kaplı sanki enginde bir çayırlık ve harman yeri gibi yeşillik, yerden kaynayan su buz gibi soğuk. Kaynadığı yerde ki çukurdan taşı alamıyorsun, suyu içince dişlerini sızlatıyor. Dumanlı yaylası böylesi bir yer.

   Dumanlı yaylasına aşiretler çadırlarını açmış, koyunlar, kuzular keçiler, oğlaklar meleşiyor. Kadınların, kızların, gelinlerin, çocukların sesleri birbirine karışmış, doğayla da bütünleşince cıvıl cıvıl bir ortam oluşmuş. Bir köşede kadınların bir kısmı ocak (tandır) yapmışlar yufka ekmek yapıyorlar, bir tarafta da kadınlar koyunları sağıyorlar kuzular emişiyor.

   Aydınlı Aşiretinin çocukları, kadınları, kızları, gelinleri ve adamları doğal beslendikleri ve temiz havayı da aldıkları için yanakları kan saçıyor. Âdeta yanakları kırmızı elma gibi kanlı kanlı, canlı canlı sapasağlam yapıları vardı.

   Battal Korkmaz ve oğlu Mustafa’nın geldiğini gören Yörükler, hoş geldin edip keçi kılından dokunmuş kıl çadıra buyur ederler. Tereyağıyla yağlanmış bazlama ve soğuk buz gibi ayran (çalkamaç) ikram ederler. Battal Korkmaz bir yandan ikramlardan yiyor, bir yandan da kuzularının kayıp olduğunu, onlarda kayıp kuzu olduğunu ve onun için geldiklerini anlatır. Bir müddet oturup sohbet, muhabbet ettikten sonra kuzulara bakılır ve kuzuların onların olmadığı anlaşılır.

   Müsaade istenir ve tekrar o geldikleri yerlerden köyün yolu tutulur. Manzara muhteşem, her taraf gözüküyor, köylüler yaylaya çıkmışlar. Her taraftan koyun, kuzu sesi geliyor. Bu ortamda aşağıya doğru inerken Battal Korkmaz “ben buraya söylemden gitmeyeceğim” der ve aşağıdaki divanı söyler;
 
Karboğazdan dumanlıya çıkınca
Seyreyledim Dumanlı’ya bakınca
Yel vurup da çiçeklerin kokunca
Burcu burcu kokan koca Soğanlı
 
Her dereden soğuk sular akıyor
Kuş kayası Dumanlıya bakıyor
Yel vurdukça reyhanların kokuyor
Başın ne Sefalı Koca Soğanlı
 
Taf, Cingöz, Kamanda Sindel ovası
Yüksekmiş Kurt Kulağının havası
Aslantaş da Çanakpınar yaylası
Dede bel görünür Koca Soğanlı
 
Başında da namlı namlı karınan
Çok yükseksin ben de çıktım zorunan
Ağ bilekli yüzü benli yarinen
Yaylanı yaylasam Koca Soğanlı
 
Dumanlıdan da baktım Ya Pınarı
Koç Dağından Koca Mağra kenarı
Han’ın kısığında o Yılak Hanı
Evvelinden nasıl idi Soğanlı
 
Kuruçay dolanır Han’ın kısığı
Değirmen taşından tekenin kesiği
Yolunan düzlenmiş Barçın esiği
Her taraf şenelmiş Koca Soğanlı
 
Toybuk yaylasından Elbiz eline
Sarıçiçek Kabaktepe beline
Binboğa’dan Elbistan’ın çölüne
Bir yönün oraya bakar soğanlı
 
Âşık Battal neden coştun bulandın
Soğanlının her tarafın dolandın
Soğuk sularını içince kandın
Beni gamlendirdin Koca Soğanlı 
KİTAPLAR
ŞAİRLER